28 Şubat 2014 Cuma

Tur Bisikletine Bir Örnek: Rockrider 5.2'ye Kat Çıkmak


Merhaba arkadaşlar,

İnternette sorulan sorulara bakınca anlıyorum ki hala "Gerçek bir tur bisikleti nasıl olur?" sorusunun kesin bir cevabı yok. Her ne kadar cevaplar doğruya yaklaşsa da çoğu zaman biri çıkıp "Olur mu canım öyle şey? Bunun ideali budur!" deyip her şeyi mahvediyor.

Eğer tur bisikletiyle ilgiliyseniz şu sorular size çok tanıdık gelecektir:

-Yarış bisikletinden tur bisikleti olur mu? (Olur şekerim)
-Dağ bisikletini tur bisikletine çevirsem nasıl olur? (Çok çevirme, başı döner)
-26" mi 28" mi? (27'de anlaşalım, uzat elini)
-Alüminyum kadro mu, çelik kadro mu? (Titanyum diyelim, ortalık karışsın!)
-Hangi dış lastik en iyisidir? (En pahalı dış lastik en iyisidir)
-Bütçem 1000 lira, hangi bisikleti almalıyım? (O paraya 98 Broadway alırsın)

Soru çok. Cevap daha çok. Ne yapmalı peki? Ben de bu sorulara kesin bir cevap veremem. Yapabileceğim şey, bu dolambaçlı yolda sizi istediğiniz yere çıkarabilecek tabelalar koymak. Bunu da kullanmakta olduğum, hakkında ahkam kesmeyip bilgi verebileceğim parçalardan bahsederek yapacağım. Umarım bu konuda kafası karışmış arkadaşlarıma yardımcı olabilirim.

Başlayalım.

27 Şubat 2014 Perşembe

Hoş Buldum...


Biz farklıyız…
Fark yaratmak için değil, farklı olduğumuz için farklıyız ya da normal olduğumuz için farklıyız…
Kimiz biz?
Doğadaki insanlarız…
İzciler, Yamaç Paraşütçüleri, Dağcılar, Sörfçüler, Doğa Yürüyüşçüleri, Dalgıçlar, Mağaracılar, Kayakçılar, Tur Bisikletçileri ve sayamadığım onlarca ilgi alanıyla uğraşan doğaya aç, doğaya özlemli insanlardanız…
İnsan, doğanın içinde yaşadığı halde yine kendi kararları doğrultusunda doğadan uzaklaşarak, hatta yaşadığı yeri doğadan arındırarak yaşamayı tercih etti…
İşte biz bu yaşam alanlarını terk ederek özümüze doğru yolculuğa çıkan insanlarız…
Bu yüzden belki de normal olan biziz, her ne kadar çoğuna göre fazlasıyla anormal olsak da…
Eski bir dağcı, doğa yürüyüşçüsü ve yamaç paraşütçüsü olarak terk etmek zorunda kaldığım tüm bu  ilgi alanlarımı tur bisikletçiliğiyle devam ettirmeye çalışıyorum...
Bu, turcu babaya hoş buldum yazısıdır…
Görüşeceğiz…
 

Ali Gökhan ALPTEKİN


25 Şubat 2014 Salı

Üç Bisiklet, Bir Kano: Gemiyi Karadan Yürütmek

Yeni bir tur yazısı. Başlayalım.

Cuma akşamı:

Tura gideceğiz ama hiçbir hazırlık yapmamışız.

-Sefa, olm biraz hareketlensen?
-Sen kalk, ben de kalkacağım abi.
-Sen kalk da ne lazımsa bir araya toplayalım geceden. Yarın geç kalırız yoksa.
-Yaparız abi, dur işim var.

Cumartesi sabahı:

Böyle tükettik geceyi. Midtown Madness 2 oynadık bol bol. Sabah uyandığımızda yumurta deliğin dışında, yer çekimine meydan okuyordu! (Ferhan Şensoy’dan arak bir espri, orijinali için “40 Ambar” oyununu izleyiniz.)

-Olm Sefa, kalk lan!
-Tamam abi.

Heybeler hazırlanacak, ne alsak ki yanımıza? Polar alalım, hava soğuk olacak. Bir tane yetmez, bir Sefa’ya, bir de bana. Oh mis, gece üşümek yok. Bol bol da kıyafet aldık mı tamamdır! Yiyecekler? Off, daha markete gidilecek. Ne yiyeceğiz ki? Buluruz canım, panik yok. Fotoğraf makinesi kargoda, kaçta burada olur ki? Olmazsa fotoğraf makinesiz çıkarız. Daha bisikletlerin tekerini değiştireceğiz, geniş tekerler janta sürtüyor. Yapacak iş çok. Dün de Sefa’nın ön fren telini kopardık. Allah’tan dün koptu, yoksa bugün yolda kopacaktı. Zaten Sefa’nın elinin ayarı yok, ön freni sıksa, arka frenin teli kopar. Daha yedek malzeme alacağız, iç lastik, yedek fren teli, jant teli… Haydi Şefik amcam, aç şu dükkanı bugün, bizi Harput Motor’a mecbur etme. Haydi amcam, hem bütün kış kapatıp gittin dükkanı, kalakaldık sensiz.

7 Şubat 2014 Cuma

Atlas'ta Yayınlanan Bisiklet Yazıları

Merhaba arkadaşlar,

Daha evvel de Atlas dergisinde yayınlanmış yazılar paylaşmıştım. Ancak şimdi paylaşacağım yazılar her biri için özel başlıklar açılacak kadar uzun değil. 

Bu yazıları paylaşmadan evvel daha önce size bisikletforum aracılığıyla ulaştırdığım yazıların bulunduğu başlıkların bağlantılarını vereyim:

İki Teker, Üç Ülke, Az Felsefe (Atlas, Haziran 2011)


Bisikletle Gökçeada (Atlas, Temmuz 1997)


Akdeniz'de Yalnız Etap (Atlas, Kasım 1993)


Şimdi gelelim gıcır yazılara. Daha evvel de dediğim gibi, bu yazılar birer  başlığı dolduracak kadar uzun değil. Bana sorarsanız, Sencer Vardarman'ın "Akdeniz'de Yalnız Etap" isimli yazısı benim favorim. Diğerleri "gezdik, gördük" amacıyla yazılmışken, az evvel bahsettiğim yazı tam bir "kendini arayış".

5 Şubat 2014 Çarşamba

Atlas'tan Bir Bisiklet Yazısı Daha

Merhaba arkadaşlar,

Bugün bir gıcır yazı daha paylaşacağım. Yazımızın başlığı "İki Teker, Üç Ülke ve Az Felsefe".

Atlas dergisinin Haziran 2011 sayısındaki bu yazıyı severek okudum ve ulaşma imkanı olmayanlar için buradan paylaşabileceğimi düşündüm. Belirtmeliyim ki, "All sins reserved" (yani günahı benim boynuma).

Şimdi o yazıyı sizlerle paylaşıyorum, keyifli okumalar.

(Şunu da ekleyeyim, Atlas'a abone olarak daha fazla bisikletçinin dergiyi takip etmesi ve daha çok bisiklet yazısı okumamız sağlanabilir. Aklımızda bulunsun.)


4 Şubat 2014 Salı