14 Mayıs 2014 Çarşamba

Kars-Trabzon Bisiklet Turu, 2. gün; Bende bir lastik var ama...

Şans önemli kardeşim.

İster kader de, ister şans. En yakın şehire 50 kilometre uzakta, dört yerinden yarılmış bir lastik. Şişirsen şişmez, şişse patlar, patlasa yama biter, yol bitmez. Ama eli cebinde, senin yarık lastikle güreşmeni seyreden biri çıkıp "Bizim kömürlükte var bu lastikten!" der, gökyüzündeki bulutlar dağılır, güneş açar, tur yeniden başlar.

Anlatacağım, önce Ani'yi gezelim hele. Öncelikle, şöyle bir sabaha uyandık:




Düşünecek vakit çok. Yarın ne yapsak? Tekere bir çözüm bulmalı. Yoksa Elazığ'a dönüş. Birçok uzun turum oldu, onları keyifle işaretledim haritaya. Ancak hala bir tura tamamen hazırlıklı başlamayı, A ve B planını en ince ayrıntısına kadar hazırlamayı beceremiyorum. Zamanla kazanacaktım sözde bu yeteneği. Öyle olmuyormuş.

Gecenin kaçı? Sabah olmasa, o yarık lastiği tekrar görmesem. Lan olacak iş mi yahu? Neyse.

Bütün gece Ermenistan'dan esen rüzgar, çadırı sallayıp durdu. Tam tepemizde de kocaman bir direkte asılı kocaman bir Türk bayrağı, çadırın içindeki sesten daha fazlasını çıkarıyordu.

Güneş doğmuş, iyi uyumuşuz. Hava az bulutlu. Teker için bir çözüm bulmalı. Hem yarığı kapatmalı  hem de frenin kullanılmasına mani olmamalı.



Bir yol geldi aklımıza. Onu deneyeceğiz. Bir iç lastiği 20 santimlik parçalara bölüp  dış lastiğin yarık kısmını saracağız.

(Şu  başlıkta anlattığım yöntem:

http://www.bisikletforum.com/showthread.php?t=133281&highlight= )

Şimdilik bir yarık var. Ona bu yöntemi uygulayacağız. Eğer bu şekilde Ani'yi gezebilirsek Kars'a da varırız. Bir çeşit test sürüşü.

Oldu gibi. Bu şekilde Ani'yi gezmeyi planlıyoruz. Oradan sağ çıkarsa, Kars'a da varır zaten.



Bisikletlerimize atlayıp Ani'nin girişine varıyoruz. Bizi gören güvenlik görevlisi, bisikletlerle giremeyeceğimizi söylüyor. "Niye?"  diyoruz, cevap yok. Şükür ki aklı  başında olan diğer görevli, bisikletle harabeleri gezmemizin sakıncası olmadığını söylüyor, bu durum bize vakit kazandıracak.

Başlıyoruz.















































Tur bitti, lastiğin durumunu kontrol edelim. Bizim yöntem işe yaradı. Amaaaa... 3 yeni yarığımız olmuş. Bunu beklemiyorduk. Lastik can çekişiyormuş meğer.

Diğer yarıklara da şerit doladık. Bu lastik her ne kadar bu sorunu başımıza sarsa da en azından kolay çıkarılıp takılmasıyla kendini biraz da olsa affettirdi.

Şeritler tamam,

Sağlam olsun diye bir iki kere söktüm lastiği. Off. Bu arada bir minibüs yanaştı lokantanın kapısına. Bir dolu turist indi, kimi Ani'ye gitti, kimi restorana girdi. Şoför ve yancısı da birer çay söyleyip yanımızdaki masaya oturdular. Tabii merak insanları birbirine kaynaştırıyor. Bir iki soruyla başlayan sohbet, giderek koyulaştı. Sohbet o kadar koyulaştı ki şoförün yancısının "Yahu siz uğraşıyosunuz da, bu lastikten benim kömürlükte vardı, dur onu getireyim." demeyi akıl etmesi 15 dakika sürdü.

Beş dakika sonra, elinde sağlam bir dış lastikle yanımıza geldi yancı. Şimdi sıkı bir pazarlık bizi bekliyor. O noktada turunuza devam etmenizi sağlayacak bir lastiğe fiyat belirlemek zor. Ben diyeyim 50, siz deyin 100. Karaborsa kanunları. Ama öyle olmadı, yancı 20 istedi, bizden 10 çıktı. Hakkını helal et yancı kardeş.

Şimdi yepyeni ve sağlam -olduğunu umduğumuz- bir lastikle yolumuza devam edeceğiz.

Bu arada, ben size canayakın Alman turist Jan'dan bahsetmedim, değil mi? Otostop ile Ankara'dan Kars'a gelen Jan, Almanya'da fotoğrafçılık eğitimi almış. Dün de lastiğin yarıldığı yerde karşılaşmıştık. Dün hava güneşli olduğu için istediği ışık koşullarını bulamamış. Bugün ise hava bulutlu, tam istediği gibi. Ayak üstü laflayıp ayrılıyoruz, elindeki para bandıyla lastiği tamir edebileceğimizi düşünen güzel Alman'a.



Şimdi hazırız. Dönüş yolu başlıyor.



Yolda sağlı sollu bize bakan atlar, ben makineyi çıkarınca arkalarını dönüyorlar.



Buraya herhangi bir şey bağlamadan da işler yolunda ilerliyor: Ermenistan sınırında bir köyde işimizi görecek bir lastik buluyoruz!



Akşam hava kararırken Kars'a varıyoruz. Kars'ın merkezindeki Rus İşgali izleri kendini mermi izleriyle değil, Ruslar tarafından inşa edilmiş yapılarla gösteriyor.



Geceyi Fethiye Camii'nin bahçesinde kurduğumuz çadırda geçireceğiz. Şans yine yüzümüze güldü.


2. günün sonu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder