30 Haziran 2014 Pazartesi

Sit-on-top Kayağı Tur ve Kamp İçin Hazırlamak

Kaynak: http://www.topkayaker.net/Articles/Touring/KayakPacking/index.html
Çeviri: Yusuf Kargınoğlu

Yaz ayı gelip de tur ve kamp sezonu açıldığında, acemi kayakçılar, kayaklarını en verimli şekilde nasıl yüklemeleri gerektiği konusunda tavsiyeye ihtiyaç duyarlar. Ekipmanlarınızı ve kıyafet/yiyeceklerinizi yerleştirirken, en iyi kürek performansını ve kamp için yeterli ekipmana sahip olup olmadığınızı göz önünde bulundurmalısınız.

Bu makale, şu başlıkları içeriyor:
-Yanınıza almanız gerekenler
-Malzemeleri kuru tutmak
-Neyi nereye koymalı?
-Kayağınızı kürek performansından taviz vermeden yüklemek

1-Yanınıza Almanız Gerekenler
Öncelikle, bir kayak-kamp ekspedisyonunda nelere ihtiyacınız olduğunu belirlemelisiniz. Bu konuda dikkatli olmalısınız, çünkü, en yakın marketten kilometrelerce uzağa, vahşi doğaya kürek çekeceksiniz! Yanınızda her istediğinizi götüremezsiniz.
Temel kamp ekipmanları, acil durum ekipmanları, yiyecek gibi ihtiyaçlarınız yeterli olmalı. Çünkü, yük taşımaya elverişli olan kayağınız, sizi baştan çıkarabilir ve böylece, yanınıza ekstra yiyecek veya malzeme alabilirsiniz. Ancak, şu altın kuralı unutmayın: Kayağınızın kargo bölümlerinde saklayabileceğinizden fazlasını yanınıza almayın!

29 Haziran 2014 Pazar

Hem bedava, hem sınırsız: Solar panel incelemesi

Merhaba arkadaşlar,

Bu yazı, ne zamandır kafamda dolaşıyordu, kısmet bugüneymiş. Umarım solar paneller hakkında fikir verir.

Biliyorsunuz, yaz aylarında ülkemizin her bir yanı güneşten kavruluyor. Hepimiz asfaltın üzerindeki sakız gibi eriyoruz. Aramızdan bazı deliler de yaz demeden, güneş demeden gezmeye, turlamaya, keşfetmeye devam ediyor. Ama bazı sorunlar da bu delilerin kafasını kurcalıyor tabii:

-Telefonumun şarjı biterse ne yaparım?
-Gece fenerin pili biterse kurda kuşa yem olur muyum?
-Işın kılıcımın şarjı biterse halim duman!

Bu ve bunlar gibi birçok soru. Ee, o zaman ne yapmalıyız? Alkalin pillere çuvalla para dökmek seçeneklerden biri. Ancak şu da ortada ki en verimli ve çevreci yol bu değil. Bu tip pillerin çevreye etkileri konusunda şu bağlantı, size fikir verecektir:

http://tap.org.tr/pillerin_cevreye_etkileri_nelerdir_-90.html

Ne yapalım öyleyse? En verimli çözümlerden biri, taşınabilir güneş panelleri. Güneşli günlerde son derece verimli olan bu sistemler, satın alırken cebinizi biraz tırmalasa da, uzun vadede ne kadar mantıklı olduklarını kullandıkça görüyorsunuz.




27 Haziran 2014 Cuma

Ankara-Mersin Bisiklet Turu, 4. Gün

Ankara-Mersin Turu 4. Gün

10.06.2014

Karaman-Zeyne

Alınan Yol: 108,62 km
Max.Hız: 64,90 km/s
Ortalama Hız: 17,52 km/s
Sürüş Süresi: 6:12:00
Toplam Mesafe: 475,79 km


26 Haziran 2014 Perşembe

Galiba bir şeyler yanlış gidiyor

Yıllar evvel, yanılmıyorsam 2011'de, çocukluğumdan beri hasretini çektiğim Bianchi'yi edindiğimde aklımda herhangi bir blog açmak yoktu. Ee, bu durumda "Hangi yazı daha çok tıklanacak abi?" sorusu da fink atmıyordu kafamda. Güzel günlerdi. Gaz yağıyla bisikletin zincirini temizlediğimde "Bundan bir blog yazısı çıkar!" demiyordum. Olsa olsa "Lan ev halkı gaz yağının kokusunu almadan bitse şu iş!" demişimdir. Hatırlamıyorum şimdi.

Zaman değişti tabii. İnsanlar kendilerine yeni oyuncaklar buldu. Çılgın aplikasyonlar yüklediğimiz dört çekirdekli bol akıllı telefonlarımız, her yerde internete girmemize olanak sağlıyor artık. Check-in'ler, durum bildirimleri havalarda uçuşuyor. Hal böyle olunca, kimin ve neyin daha fazla beğeni aldığı meselesi ortaya çıkıyor. "Yavrum seni layk ettim" türünden samimiyetsiz reklam müzikleri kulağımızı tırmalarken, dilimiz kulağımıza ihanet ederek aynı şarkıyı tekrar tekrar mırıldanıyor.

23 Haziran 2014 Pazartesi

Hafta sonu Kemaliye'deydik

Merhaba arkadaşlar,

Bu hafta sonu (20-22 Haziran 2014), Kemaliye'de 36.'sı düzenlenen Kemaliye Uluslararası Kültür ve Doğa Sporları Şenliği'ndeydik. Aslında salı gününe kadar herhangi bir planımız yoktu. Zaten ne oluyorsa rahat batmasından oluyor. Oturup "Acun izlemek" varken, kanyonun tepesinden paraşütle atlayan deliler mi izlenir? Hele sıcağın altında bisiklet yarışı izlemek... Ya da Ali Demirsoy'un sunumunu izlemek, onun topladığı doğa tarihi müzesini gezmek...

Neyse efendim, rahat battı. Cuma akşamı, kendimizi minibüse bisiklet yüklerken bulduk. Rotamız Malatya üzerinden önce Arapgir, sonra Kemaliye. Malatya'dan Ramazan abiyi alıp (kendisini "3 bisiklet 1 kano" yazısından hatırlayabilirsiniz) yolumuza devam edeceğiz.


Elazığ-Malatya arası 100 km. Ramazan abiyi Malatya Park'ta buluyoruz.

20 Haziran 2014 Cuma

Ankara-Mersin Bisiklet Turu, 3. Gün



Ankara-Mersin Turu 3. Gün

09.06.2014

Konya-Karaman

Alınan Yol: 114,59 km
Max.Hız: 40,83 km/s
Ortalama Hız: 21,20 km/s
Sürüş Süresi: 5:24:016
Toplam Mesafe: 367,17 km


             

17 Haziran 2014 Salı

Ankara-Mersin Bisiklet Turu, 2. Gün



Ankara-Mersin Turu 2. Gün

08.06.2014

Cihanbeyli-Konya


Alınan Yol: 102,77 km
Max.Hız: 45,76 km/s
Ortalama Hız: 21,18 km/s
Sürüş Süresi: 4:51:09
Toplam Mesafe: 252,58 km


Ankara-Mersin Bisiklet Turu, 1. Gün


Ankara-Mersin Turu 1. Gün

07.06.2014

Ankara-Cihanbeyli


Alınan Yol: 149,81 km
Max.Hız: 59,37 km/s
Ortalama Hız: 21,30 km/s
Sürüş Süresi: 7:01:53


5 Haziran 2014 Perşembe

Başlıksız bir yazı.

Yıllar evvel, yıllar evvel dedim de, iki ya da üç yıl evvel, sondaj makinesinde, güneşin altında beraber ter döktüğümüz bir İhsan abim vardı. Ben tecrübesiz yeni mezun, o ise birçok iş kolunda çalışmış tecrübeli bir usta. İhsan abiyle samimiyeti ilerlettikçe öğrendim onun birkaç yıl evvel çocuğunu kaybettiğini. Beraber çalıştığımız iki amcaoğlunun bitmek bilmeyen sigara muhabbetlerinin arasında geçen "Bir pakete beş lira verdim, evlat acısı gibi koydu be, ehehehe! lâfından sonra verdiği tepki hâlâ aklımdadır. "Evlat acısı" dediklerini ilk kez o zaman ciddi ciddi düşünmüştüm.

Bana İhsan abimin o zaman verdiği tepkiyi çok az şey hatırlatır. Mesela arkadaşıyla kartopu oynarken, attığı kartopu yanlışlıkla bir taksiye vuran küçük Yusuf'un amcasının, habercilerin sorduğu soruları cevaplarken kendini tutamaması, heni ağlamamak için kendinizi zor tutarsınız ya,o anı görmek:


Babalar güçlüdür. Haberlerde babaların ağladığını göremezsiniz kolay kolay. Anneler ağlar, çığlık atar, normal olan budur. Ama babalar bir sigara yakar, gözleri bir yere dalıp gider. Onlar da acı çeker çekmesine, ama bunu gösteremezler. Ermenek'teki maden faciasında (kaza değil, kaza denmez öylesine çünkü) "Oğlum yüzme bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?" diyen annenin arkasındaki babada görürsünüz bu duruşu:


"Gitti mi benim oğlan şimdi?" dedikten sonraki bakışı... Hani Kadir İnanır'ı göklere çıkarırız ya sert bakıyor diye, bu babanın bakışına ne diyelim? Ya "Saklamayın..." derkenki duygularına? Pekâlâ muhabirin beklemediği bu soru karşısında eveleyip gevelemesi, söyleyecek söz bulamayıp, açığı ellerini kullanarak kapatmaya çalışması, kapatamaması? Muhtemelen kalp atışı hızlanmış, avuç içi terlemiş, gömleği bir anda sırılsıklam olmuştur. Sözünü bitirdikten sonraki bekleyişi, tahminimce gözlerini babanın gözlerinden kaçırışı... Siz olsanız bu güçlü babanın karşısında ne diyebilirdiniz? Hani halı saha maçında birkaç gol yedikten, ya da 20 lira kaybettikten sonra yaptığınız "Evlat acısı gibi koydu yea!" geyiğinde bilmeden ağzınıza sakız ettiğiniz <<evlat acısı>> var ya, bu babanın bakışlarındaki şey aslında.

Ve "... demeden besmele çek!" deriz ya. İşte "Evlat acısı" demeden evvel besmele çekip bin kere düşünün. 

Şimdi "Bunun bisikletle, turla ne alakası var peki?" diyecek olursanız, bir şekilde bağlayayım. Olur da bir turunuzda pis pis "Evlat acısı gibi koydu abi yea!" geyiği yaptığınızda, etrafınızda gerçek evlat acısını yaşamış biri varsa, korkun o kişiden.

Bu kadar.

***

Bu yazıyı ne amaçla yazdım? Sadece geyik yaparken hatırlamam gereken bazı şeyler olduğunu not alayım buraya. Onun için.