27 Haziran 2014 Cuma

Ankara-Mersin Bisiklet Turu, 4. Gün

Ankara-Mersin Turu 4. Gün

10.06.2014

Karaman-Zeyne

Alınan Yol: 108,62 km
Max.Hız: 64,90 km/s
Ortalama Hız: 17,52 km/s
Sürüş Süresi: 6:12:00
Toplam Mesafe: 475,79 km



             

             Karaman Polisevi çok rahattı, hatta çalışan polis abimiz de "bir gece kalacaksan ben sana iki kişilik oda vereyim rahat rahat yat" deyince acayip keyfe geldim. Sabah kahvaltımı da polisevinde yaparak yola çıkıyorum, önceki iş yerim olan Karaman Bayındırlık İl Müdürlüğü (Yeni adıyla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü)'nün yanından geçerek Mut yoluna düşüyorum...

             Karaman çıkışında hemen bitki örtüsü değişiyor, hava da çok güzel; parçalı bulutlu...  


TRT FM dinliyorum neredeyse her yerde çekiyor yoksa çok sevdiğimden değil...



             Sertavul geçidine gelmeden önce Amcam Çeşmesi var çok da güzel suyu var aynı zamanda burada Kekik suyu, bal, zeytin vs gibi yöresel ürünler satılıyor ama en önemlisi turumun başından beri özlemini duyduğum Odun Ateşinde Çay var... Sırf o çay için mola bile vermiyorum dik yokuşlarda...
              Sonuç: Hüsran... Adam daha sezonu açmamış, küresel ısınma benim çay zevkimi de etkiliyor... Suyumu içip, su stoğumu yapıp tekrar yola koyuluyorum... 

Son yağışlarla çeşme coşmuş her yer su...


Mersin'e hoşgeldim...






             Son molamdan sonra bir kaç yokuş daha geçip öğle yemeğimi yiyeceğim Harman Et Lokantasına doğru ağzımın suyunu akıta akıta gidiyorum...Sertavul'da sağlı sollu bir sürü et lokantası var ben yıllardır benzinliğin içindeki bu lokantayı tercih ederim, çok iyidir...


Harman Et Lokantası Manzarası



Aslında bu fotoğrafı koymazdım ama memleket tanıtımına katkıda bulunmak lazım, Pirzola Sertavul'da yenir ;)


             Yemek sonrası Mut'a doğru yola çıkıyorum, yine bir kaç ciddi rampadan sonra Mut'a kadar olan dik inişe başlıyorum. Tura başlarken en kolay geçeceğim yer diye düşündüğüm bu inişte resmen elim ayağım korkudan uyuşuyor. 20 kg yük, ben de 85 kiloyum, bisiklet de 12 kilo civarı desek toplam 120 kg civarı ağırlığı gitmemesi için zorlamak çok zor... 
             Burada hayati bir bilgi gerekli; Eğer bu tarz bir iniş yapıyorsanız ve V fren kullanıyorsanız sık sık durup jantlarınızı soğutmanız gerekmekte, aksi takdirde jant aşırı derece de ısınıp lastiği bir güzel yarabiliyor. Fren sıkarken de ara ara sıkmamız gerekiyor sürekli fren de jantların aşırı ısınmasına sebep oluyor...Kamyon ve tırlarla aynı mantıkla iniyorum yokuşu ve durduğum yerlerde de manzarayı fotoğraflıyorum...  









             

             Yukarıdan takip ettiğim bulut sonunda beni Ortaköy civarında yakalıyor, bu sefer çok ıslanmadan kendimi durağa atıyorum... 



Durakta yağmur bekliyorum :)


          Yağmur dindikten sonra tekrar yola koyuluyorum...
          Mut'a giriyorum ancak acayip bir yorgunluk başlıyor, soda muz, kuru üzüm vs işe yaramıyor, yol üzerinde bulunan otogara yöneliyorum ve hatta gidip Gülnar'a ya da Bozyazı'ya otobüs soruyorum; tur benim için burada bitmiştir...
          Otobüs yok, ilk otobüs gece 02:00'de...
          Paşa paşa tekrar yola koyuluyorum, aklımda bir isim var orada dinleneceğim:               
          Karaman'dan iş arkadaşım Halil İbrahim Şahin'e (Mut'lu) , Gülnar'a çıkan bir köy yolunu sormak için aramıştım, sağolsun oraları iyi bilen bir arkadaşını aramış; O da "illa bana da uğrasın tanışmak isterim" demiş...Mut'un çıkışında Işık Ticaret, Halil IŞIK, şöyle söyleyeyim on yıllık arkadaşım gibi karşılıyor beni, çaydır muhabbettir derken dışarıda tekrar yağmur başlıyor. Yol hakkında bol bol bilgi alıyorum bu arada yağmur diniyor ve tekrar yola çıkmak için müsaade istiyorum. Her şey için teşekkürler güzel kardeşim...
          Mut'u çıkıyorum ki karşımdan çok kuvvetli bir rüzgar başlıyor, yukarı bakınca geniş bir oraj oluşumundan kaynaklı düzensiz hava akımı olduğunu anlıyorum ki geçici bir durum olması beni rahatlatıyor. (Paraşüt bilgime sonsuz teşekkür edip moralimi yüksek tutuyorum :) ) 






             Yine yağmur başlıyor ve Köselerli'de bir benzinlikte durup dinleniyorum. Bu arada civar köylerden motorize bir ekip geliyor hemen hepsi birer sigara yakıp küfürler eşliğinde yağmura saydırıyorlar, Cihanbeyli olayım aklıma gelip biraz gerilsem de çocuklar çok iyi çıkıyor. Bana alternatif bir yol bile tarif ediyorlar, yolumu değiştirip Köselerli'den ana yoldan gitmektense köy yoluna girip Göksu, Sarıveliler, Aşağı köselerli yolundan direkt Zeyne yoluna çıkmaya karar veriyorum...




Aşağı Köselerli'li gençlerin tavsiyesi üzerine girdiğim köy yollarından manzaralar...







Bu ağaçtan 3 tane kayısı aldım sahibi görse tanısa da helal etse keşke :)


             Aşağı Köselerli'de o gün pazar varmış, domates falan alayım diyorum ama bir sorun var; ilk defa bu kadar garip karşılandığım bir yerdeyim, pazarda millet işi gücü bırakıp bana odaklanıyorlar, herhangi bir sataşma vs yok ama böyle bakışlara pek alışık değilim her ne kadar üniversitede sahne tozu yuttuysak da :) Tanıştığım gençlerden biri burada da buluyor beni "Abi kahve kapalıymış, çay içerdik sözümüz olsun" diyor, eyvallahlaşıp meraklı bakışlardan rahatsız bir şekilde kaçarcasına uzaklaşıyorum...

             Zeyne'ye tırmanırken bir evin önünde oturan Amca'ya selam veriyorum , durduruyor beni; "illa gel misafirimiz ol, akşam evde ne varsa paylaşır yeriz" diyor, duygulanıyorum, amcaya, üzüm kayısı erik kurularından oluşan iksirimden verip soluklanıp muhabbetimizi ettikten sonra elini öpüp duacı olması temennisiyle tekrar başlıyorum yokuşa...      


         Sonunda çadırımı kurabileceğim bir yer bakıyorum :) Bir marketin önünde selam verip yer yurt sorarken ufak bir çocuk yanaşıyor adı İbo, Suriyeli, bisiklette ellemediği parça kalmıyor sonra bana dokunuyor "Abi gerçek misin sen?" diyor. :) Zeyne'ye 50 kadar Suriyeli yerleşmiş, bu çok garip geldi bana dağın başında bir belde sonuçta...
             Zeyne çıkışında bir benzinlik var oraya gidip çadır kurup kuramayacağımı soruyorum çalışanlar yer gösterse de ben daha zula bir yer tercih ediyorum ancak burada da adamların yer altı depoları var, sigara içip içmediğimi sorup içmediğimi öğrenince izin veriyorlar, patron Ali Açık diye bir abimiz, sabaha kadar benzinlikte vardiya görevlisi ise Ahmet Abi, akşam yemeği için Mut'tan aldığım yağı süzülmüş ton balıklarını yiyeceğim yer ararken davet ediyorlar çay ikram ediyorlar. Babam hariç tur boyunca ilk defa biriyle uzun uzun konuşuyorum e tabii ki vuruyoruz siyasetin dibine, gündem; Cumhurbaşkanlığı seçimleri.. :)

          Geç oluyor, müsaade isteyip 475,79 km yanımda boşuna taşıdığım çadırımın tulumumun içine giriyorum :) 




Ali Gökhan ALPTEKİN
Haziran, 2014

2 yorum:

  1. Aaa! Olmamış.
    'Lan burası yağmurdan korunma yeri mi, yürü git başka yere!' diyen olmadı mı?
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hava isindikça insanlar da ısınıyor sanırım ;)

      Sil