23 Haziran 2014 Pazartesi

Hafta sonu Kemaliye'deydik

Merhaba arkadaşlar,

Bu hafta sonu (20-22 Haziran 2014), Kemaliye'de 36.'sı düzenlenen Kemaliye Uluslararası Kültür ve Doğa Sporları Şenliği'ndeydik. Aslında salı gününe kadar herhangi bir planımız yoktu. Zaten ne oluyorsa rahat batmasından oluyor. Oturup "Acun izlemek" varken, kanyonun tepesinden paraşütle atlayan deliler mi izlenir? Hele sıcağın altında bisiklet yarışı izlemek... Ya da Ali Demirsoy'un sunumunu izlemek, onun topladığı doğa tarihi müzesini gezmek...

Neyse efendim, rahat battı. Cuma akşamı, kendimizi minibüse bisiklet yüklerken bulduk. Rotamız Malatya üzerinden önce Arapgir, sonra Kemaliye. Malatya'dan Ramazan abiyi alıp (kendisini "3 bisiklet 1 kano" yazısından hatırlayabilirsiniz) yolumuza devam edeceğiz.


Elazığ-Malatya arası 100 km. Ramazan abiyi Malatya Park'ta buluyoruz.




Gelmişken yemek faslını da aradan çıkarmakta yarar var. Hepimiz fast-food ile dolduruyoruz mideleri.


Ramazan abi de bize katıldığında kendisinin Ghost'unu koridora atıyoruz. Yedinci kişi, bisikletiyle beraber sığabilirmiş aslında.


Boş yer kalmasın :)


Herkesin keyfi yerinde. Yolda olmak güzel. Aramızda Kemaliye'ye daha evvel giden sadece Ramazan abi var.


Tabelalar. Merak ettiğim bir güzergahtı Kemaliye yolu. Kısmet bugüneymiş.


Arkayı boş bıraksak alemin dibine vuracaklar :) Bira da soğuk, keyif hoşe. Ben içmiyorum tabii ki. Zaten tadı da berbat.


Gülen yüzler, yerini uykulu gözlere bırakıyor. Bitmiyor yol anasını satayım!


Güneş batıyor, her taraf rengarenk. Uzaktan Karakaya baraj gölü görünüyor. Turuncu dağlar, masmavi göl.


Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi...


Arapgir'e vardığımızda, gece ne yiyeceğimizi tartışıyoruz. Eee, çay olmadan olur mu? Çaycı abimiz çay parasını almıyor. Çaylar ondan, alkışlar bizden :)


Arkada durum bu!


Keyifli çocuklar, tanısanız seversiniz :)


Kemaliye'nin ışıklarını uzaktan izlemek istiyoruz. Bir çeşmenin yanına koyulmuş bankta, saatlerdir yolda olmanın acısını çıkarıyoruz. Gökteki yıldızlar büyüleyici.


Sen ötme lan!


Çadırlarımız hamam gibi olmuş. Güneş kaçta doğdu? İyi uyumuşuz ama. Karşımızda devasa bir dağ.


Enerji ihtiyacımızı nasıl mı karşılıyoruz? Çoğunlukla kamp alanındaki prizlerden. Ancak prizlerin yetmediği zamanlarda imdadımıza güneş paneli yetişiyor.


Keyif.


Kahvaltımızda yumurtalı patates var. Kurban Çağatay :)


Ekip bu şekilde. Kemaliye'ye inmeden önce poz veriyoruz. Ramazan abi hariç herkeste dağ bisikleti var.


Gece geçtiğimiz Kemaliye'ye bisikletlerle dönüyoruz. Yol büyüleyici.


Etkinliğin açılışı biraz gecikiyor. Herkesin elini sıkan bürokratlar yerlerine otururken, biz geyiğin gözünü oyuyoruz.


Sayın bakanım, sayın valim, sayın Ramazan abi...


Kayalara oyulmuş yol, dağ bisikletçisini nasıl da tahrik ediyor!


Lan, yine mi siz?


Ramazan abi, farkı atıyor.


Bekliyoz lan, atlasın kim atlayacaksa!


Ve ilk atlayışlar. Göz alıcı bir vadi, yemyeşil Fırat suyu, dimdik kayalar...


Yukarıdan atlayışlar yapılırken, aşağıda rafting var.


Kemaliye'ye geldiyseniz, Devlet-Halk dağ yolunu mutlaka geçin. Her adımında bin bir emek var.


Büyüleyici...


Ve, Ali Demirsoy'un emekleriyle ayağa kaldırılmış fil iskeleti. Ankara'dan getirilmiş.


Ali BAba'nın bir müzesi var...


Müzesinde kelebekleri var...


Ufkumuz açılıyor. Böceklerden böcek seçiyoruz.


Lan bir soksa var yaa...


Öğlen atlayış yapan paraşütçüler...


Ali Hocanın sunumunu beklerken...


Ali babaaaaa!


Akşam yemeğimiz mantı... Kamp için fazla iyi!


Testere dişleri gibi zirveler, yerle göğü birbirinden ayırıyor.


Sabah güneşi bizi haşlıyor, biz de yumurtaları...


Her zaman tetikte...


Gölgeyi severik.


Sabahın sürprizi: Unuttuğumuz bisiklet yarışının rotası dibimizden geçiyor.


Dut ağaçları...


Hedefimiz Apçağa Köyü. Ali hoca dün geceki sunumunda bahsetmişti bu köyden. Merakımız bizi oraya götürüyor. Köy, Kemaliye'den 3 kilometre uzakta.


Tabelaları seviyorum :)


Ahmet KutsiTecer'in köyür. Doğu Perinçek de bu köyden çıkan bir diğer tanınmış isim.


Köy, tarihine sahip çıkan bir köy. "Nereden çıktı bunlar?" demiyor kimse turiste, herkes "Hoş geldiniz!" diyor, herkes güler yüzlü.


Bisikletlerimizi park edip köyü geriyoruz.


Köyde ahşap evlerin değeri büyük.


Köyün okuma salonu.


Köyde şu çirkin LED tabelalardan yok. Bütün tabelalar ahşap.


Ahmet Kursi Tecer Kültür Evi'ne doğru...


Köylülerin, derneklerin kendi imkanlarıyla gerçekleştirdiği bir proje.


Çocukların oyuncakları. şimdiki gibi ayfon filan değil.


Geleneksel kıyafetler...


Ahmet Kutsi Tecer'in, kızı tarafından kültür evine bağışlanan kişisel eşyaları.


Yazmaların baskı kalıpları. Emek, emek, emek...


Müzenin bu hale gelmesinde kadınların emeği büyük.


Kemaliye'de çeşmelerin önemi büyük.


Ahşabın da...


Köyden birçok fotoğraf vardı ancak amacım birazcık da olsa merakınızı gıdıklamaktı. Kesinlikle gidin, gezin.


Yol üzerindeki Ocak köyüne uğramadan geçmiyoruz. Köy, Osmanlı tarihinde büyük önemi olan bir Alevi köyü. Herkeste Alevi hoşgörüsünü görüyorsunuz. Biriyle tanışmak için göz göze gelmeniz yeterli. Hemen "Hoş geldiniz, nereden geldiniz?" sorusunu duyuyorsunuz.


"Gelin canlar, bir olalım!"


Ocak Köyü'nün müzesinde hem köyün tarihini öğreniyorsunuz, hem de çeşitli yerlerden toplanmış eşyaları görüyorsunuz.


Böyle bir köy işte...


Böyle de bir manzarası var.


Çoh datlı uyuyonuz lan!


Ve Malatya'da Ramazan abiden ayrılırken son toplu fotoğrafımızı çekiyoruz.


Güzel çocuklarla, güzel bir gezi. Çok mu şanslıyım, ne?

4 yorum:

  1. bi base-jumping yapmak için o kadar yol gidip bir de hiçbir şey yapmadan geri dönmüşsünüz. Olmadı bu :). Base-jumping yapamazdınız ama keşke rafting yapsaydınız. imkanınız var mıydı bilmiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu yıl sadece gidelim-görelim-bakalım-neler-varmış diyerek gittik. Seneye canına okuyacağız bütün sporların :)

      Sil
  2. Yazi cok guzel, uyanir uyanmaz okudum gune guzel başladım :) ancak cok kiskandigim bir durum var; o minibus senin mi? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet abi, 6 insan, 6 bisiklet, 6 çanta, 6 çadır, 6 tulum, 6 mat, iki karpuz ve bolca ıvır-zıvır alabilen bir minibüsüm var :)

      Sil