8 Temmuz 2014 Salı

Ankara-Mersin Bisiklet Turu, 5. (Son) Gün

Ankara-Mersin Turu 5. (Son) Gün 

11.06.2014
Zeyne - Bozyazı

Alınan Yol: 71,72 km
Max.Hız: 51,88 km/s
Ortalama Hız: 16,61 km/s
Sürüş Süresi: 4:18:58
Toplam Mesafe: 547,51 km





Sabah 06:30 civarı çadırım sarsılarak uyandırılıyorum... ( benim için aşırı sinirlenme sebebidir )
           Ahmet Abi; "Hadi kalk fırından börek yaptırdım!"
           Sinirim bir anda geçiveriyor, mutlu bir şekilde uyanıyorum :) 
           Peynirli domatesli biberli sıcacık pidemi taze çayla mideye indiriyorum, bu arada Ahmet Abi, Gülnar'a kadar minibüsle gitmem için fazlasıyla ısrar ediyor. Hiç aklımda yokken pidenin mideye çökerttiği his, sabahın yedisindeki sıcak havanın öğlen ne hale geleceğinin düşüncesi, aralıksız 4 gün ortalama 120 km/gün pedallamanın verdiği yorgunluk beni Gülnar minibüsüne atıyor...
           Rotamın en acımasız yerini minibüsle geçmenin verdiği karmaşık hislerle 23 km'lik %20 lere varan yokuşları tırmanıveriyoruz. Gülnar'a varınca vakit kaybetmeden yola koyuluyorum...     
      

Gülnar-Aydıncık Yolu



           Gülnar sonrası dik yokuşlara gelmeden önce aklımda Menekşe Mağarasında durup Mustafa Abi'nin çayını içmek var, Mustafa Abi'nin hikâyesi oldukça tuhaf; çobanlık yaptığı yıllarda keçilere gölgelik amaçlı kullandığı bu mağarayı kiralamış, kitaplardan gördüğü antik roma figürlerini mağara duvarlarına işlemiş, antik bir havuz oymuş, Kültür ve Turizm Bakanlığı da gelmiş buraya kahverengi levhasını çakmış... Bilmeyenler antik bir mağara sanıyor burayı...Google aramasında Menekşe Mağarası hakkında bolca bilgiye ulaşılabiliyor. Meyve kurusu ikramımla Mustafa Abi'nin çayını içiyoruz. Muhabbet uzadıkça uzuyor en sonunda müsaade isteyip tekrar yola koyuluyorum... 



Menekşe Mağarası


Mağara çıkışı dik yokuşlar


Yollar çok dar...





Bu zirveden sonra Aydıncık'a kadar iniş var...
          




Denizi görmenin verdiği mutluluk...











Sağanak yağmur, çamur vs sonrası mutlu sona doğru... 










         Aydıncık sonrası deniz kenarından gideceğim, sağlam rampaların olduğu manzaralı yollardan geçmeden önce Tatlısu'da mola verip Ahmet Abi'nin yaptırdığı böreklerle öğle yemeğimi yemeyi düşünüyorum ve Tatlısu çıkışında bir marketin önünde duruyorum. Tatlısu ismini denize 2 yerden buz gibi tatlı su karışmasından alıyor olsa gerek...



         Marketten aldığım meyve suyuyla böreği mideye indiriyorum, market sahibi abimizle de muhabbet ediyoruz, aşağıdaki bisikletin güzel bir hikâyesi var:
         20 yıl kadar önce gemide çalışan bir abimiz(Türk) vize işlemleri için Antalya'dan Mersin'e bu bisikletle gidiyor geçerken market sahibi abimizle benim gibi muhabbet ediyor tanışıyorlar, sonra bisiklet sahibi abimiz Mersin dönüşünde ne kadar yorulduysa; "Antalya'ya yol parası ver iki de bira ver bisiklet sende kalsın." diyor. Benim oturduğum yerde biralarını içip vedalaşıp otobüsle gidiyor...  
         Tam bu güzel anıları dinlerken başka bir abimiz geliyor arabayla, "yahu sende hiç akıl yok mu?" muhabbetine girdiği anda büyü bozuluyor ve tekrar yola koyuluyorum...




















         Yollar görüldüğü üzre çok dar bir tarafında 400 m'lik uçurum bir tarafında dağın yamacı, güvenlik şeridi diye bir şey yok... Bu yolda oldukça geriliyorum çünkü sadece kendimi değil başkalarının canını da tehlikeye atma durumum var dolayısıyla pür dikkat ve teknik kullanarak pedallıyorum...


















         Su stoğum bitmek üzere ve pilim de iyice tükendi derken bir çeşmenin başında abimiz muz satıyor aynı zamanda odun ateşinde çay da var... :) Başka ne isteyebilirim ki hemen çardağa kuruluyorum tabi, manzara da mis... 
         Adana-Antalya yolculuğu yapan emekli bir abiyle abla geliyor "sen de hiç akıl yok mu?" muhabbetlerine girdikleri anda elinde sigarasıyla gördüğüm abiye sigarayı işaret ederek "Siz de ne kadar varsa işte..." deyip ilk defa kontratakla gole gidiyorum... :) 


















Bu fotoğraftan sonra 20 km daha gittim, yerel yönetimler yasası sonucu sınırlar çıldırmış... 



Yine yağmur...


Yine yağmur... (Manidar) 



Mutlu Son...

Annem ve ablam kapıda karşılıyorlar, fotoğrafın arkasında mutlu aile tablosu var...



       Bu turda beni hiç yalnız bırakmayan Cüneyt HOCAOĞLU abimize, Zeyne'deki benzinlikte çalışan abilerimize ve desteğini hiç esirgemeyen anlayışlı karıma ve kızıma sonsuz teşekkürler...




Ali Gökhan ALPTEKİN
Haziran, 2014






1 yorum:

  1. Ben de yolculuğun sonunu merak ediyordum... Yayınladın da kaçırdım sanmıştım... :) Yeni rota anılarını bekliyorum Gökhancım... :)

    YanıtlaSil