28 Ağustos 2014 Perşembe

Uzun Bisiklet Turlarında Gözden Kaçanlar-2: Pimi Çekilmiş Maden Suyu

Ben gram hesabı yapan turculardan değilim. Gittiğim yerde bulamama endişesi yerine 4-5 tane ufak kutu salçayı alıp çantama koyar, günlerce taşırım mesela. Biz buna"Akira Kato Ekolü" diyoruz.

Bisikletimi acımasızca yüklerken, "Eşek gibi taşırım, kral gibi yaşarım!" diyorum tabii ki. Bu, kimilerine yorucu görünse de, bana son derece mantıklı geliyor. (tabii ki Akira Kato kadar abartmamak şartıyla!)


27 Ağustos 2014 Çarşamba

Tur Bisikletinde Maşa Çıkmazı: Sabit mi, Amortisörlü mü?

Ne soru ama!

Çok düşündüm ben bunu. En başlarda ben de sabit maşadan yanaydım. Değil mi canım? Tur bisikleti dediğin sabit maşalı olmalı!

Öyle değilmiş meğer. Mesela Eğribel Geçidi'nden inerken amortisörsüz bir maşa, yol ortasındaki erimiş asfalt tepeciklerinde uçarken bunu uzun uzun düşünüyorsunuz.

Bildiğiniz gibi, sabit maşa ön tekeri yerden keserken, amortisörlü bir maşa -maşanın kalitesine göre- ilk şoku bir miktar emerek tekerin yerle daha kısa sürede temas etmesini sağlıyor. Tabii ki bu, "Tur bisikletinde mutlaka amortisörlü maşa olmalı!" demek değil. İki seçeneğin de avantajları olduğu kadar dezavantajları da var.

26 Ağustos 2014 Salı

Biraz Deli, Fazlasıyla Akıllı, Sıradanlara Kötü Örnek, Uçukların İlâhı: Eralp Akkoyunlu

"Ben saplantılarının peşini bırakmayan insanları hep sevdim."
Eralp Akkoyunlu

 
Okuduğum en samimi cümle desem, abartmış olur muyum? Galiba hayır. Eralp baba bu cümleyi sona bırakarak son saniye golü atıp, sıradan insanların hayal bile edemeyeceği, hatta biz delilerin bile göremeyeceği bir noktaya yükseliyor.

Deniz Çingenesi isimli kitabını okurken, Eralp babaya hayran olmayan var mıdır acaba? Öyle bir adam düşünün ki yelkenliyle dünya turu hayaliyle yaşasın. Bu da yetmesin, hayal ettiği bu turu yapacağı yelkenliyi kendisi inşa etsin! Deniz Çingenesi'nin siparişini verirken bunun bir "yelkenliyle dünya turu" kitabı olduğunu düşünsem de, kitabın ilk sayfalarında, bunun aslında "bir kendin-yapçının anıları" olduğunu fark etmemle yaşadığım sevinci anlatamam. Eee, az da olsa aynı dili konuşabileceğiniz bir yaşlı kurt, oturup bana kitap yazmış! Ben sevinmeyeyim de kimler sevinsin?

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Ufak bir ipucu: Kameranızı koruyun

Bisiklet üzerindeyken fotoğraf çekmeyi çok mu seviyorsunuz? O zaman kameranızı yere düşürmeyi göze alıyorsunuz demektir!

Nokia 3310'dan sonra çok gelişti şu teknoloji. Küçücük bir cihaza çok büyük görevler yükledi. Yüklediğimiz her görev, onları daha da hassas hâle getirdi. Sadece telefon değil, kameralar da öyle. Ufak olunca ne oluyorsa! Siz de bu hassasiyete meydan okuyun, hem de bir-iki liralık masa ayağı keçeleriyle!

İhtiyacınız olan şeyler, bir kamera, bir makas ve sandalye keçeleri.


24 Ağustos 2014 Pazar

Uzun Bisiklet Turlarında Gözden Kaçanlar-1: Tuvalet Alışkanlığı

Hazırsınız; çadırınız, bisikletiniz, uyku tulumu,mat, yiyecek, içecek... Her şeyinizin planı hazır, günde şu kadar kilometre sürüp şurada kamp kuracaksınız.

Turunuz başladı, bol bol yiyecek tüketip litrelerce su içtiniz.

İkinci gün, kilometrelerce sürüp bolca yediniz, içtiniz. Durum iyi.

Üçüncü gün oldu, yiyip içiyorsunuz da, bir eksiklik var: Hâlâ tuvalete gitmediniz!



Dördüncü gün genelde iplerin koptuğu, olayın vahametini anladığınız gün oluyor. Kaç gündür yapmadığınız büyük tuvaletiniz (bu lâfı sevmem, biz buna "sıçmamak" diyelim), size acı verici bir tecrübe yaşatacak! Hatta kaçınılmaz son, kan ter içinde az biraz rahatladıktan sonra, tuvalet kâğıdındaki kan lekesini gördüğünüzde -ki bunun sebebi anüste oluşan çatlaklar- korkuya kapılıp "Doktora gitmeliyim!" diyorsunuz.


23 Ağustos 2014 Cumartesi

Seçim Sizin: Hayalet Bisiklet veya Ukulele&Mızıka

Ukulele: Hawaii dilinde pire anlamına gelen yine Hawaii'de geliştirilen 4 telli bir enstrüman.




Hayalet Bisiklet: Kaza veya cinayet kurbanı olan bisikletlilerin anısına beyaza boyanmış bir bisikletin kaza yerine zincirlenmesi ve üzerine açıklayıcı bir yazı asılması eylemi.

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Bir Çadır Önerisi Daha: Arpenaz 2

Uzun bisiklet turlarından evvel en çok düşünülen malzemelerden biri de şüphesiz ki çadırdır. Az yer kaplayacak, hafif olacak, kolay kurulacak, su geçirmeyecek... Emel Sayın gibi bir gelin arayan kaynanalara dönersiniz çadır ararken.

Benim favori çadırım Quechua 2 Seconds olmasına rağmen, ikinci bir çadır, hem farklı amaçlar için kenarda durmalıydı, hem de ihtiyacı olan arkadaşlarıma ara sıra hizmet etmeliydi. Bunun için tercihim, yine Decathlon ürünü olan Arpenaz 2'den yana oldu. 2 Seconds'tan az yer kaplaması ve silindirik şekilli paketi, onu kano ile yapacağım kamplı turlarda kullanmamı sağladı.



Görevimiz Pompacı: Benzinlikte Konaklamak İçin Doğru İletişim

Bütün günü bisiklet üstünde geçirdikten sonra, bir de çadır kurmak için uygun yer aramak gözünüzde mi büyüyor? İşin kolayına kaçın: Çadırınızı benzin istasyonuna kurun! Kolay dedik ama bu, ilk önünüze gelen istasyonda çadırınızı kuracaksınız demek değil. Bu işin mutlaka uygulamanız gereken kuralları var!


Öncelikle, konaklamayı düşündüğünüz benzinlik, 24 saat açık olanlardan mı? Bunu -genelde- petrol şirketinin büyüklüğünden anlayabilirsiniz. Örneğin, BP, Shell, Opet, Lukoil, Alpet, Total gibi şirketlerin istasyonları 24 saat açıktır.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Bisiklet Sayacı İncelemesi: B'twin Count 8 (Btwin 500)

Güncelleme: Bu sayaç artık B'twin 500 adıyla satılıyor.

https://www.decathlon.com.tr/count-8-kablosuz-bisiklet-sayac-id_8173018.html

***

Çoğu bisikletçi, -bunlara ben de dahilim- gün içinde veya günlerce süren uzun turlarda katettiği mesafeyi, bu mesafedeki ortalama hızını, ulaştığı maksimum hızı merak eder. Tabii ki bu verileri elde etmenin en kolay yolu, bisiklet sayaçları.

Bu yazıda Decathlon'un kendi markası olan B'twin'in Count 8 modelini inceleyeceğiz. Yaklaşık 2 senedir kullandığım bu sayaç, kablosuz; bu onun en önemli özelliği. Bunun dışında Count 8, çoğu sayaç gibi kare şekilli değil, boyuna dikdörtgen şekilli.


6 Ağustos 2014 Çarşamba

Tam Heyecanın Doruğundayken...

Yıllar evvel, Konya'nın Gevelle Dağı'na çıkmak için çantalarımızı hazırladığımızda, Abdullah (Göktaş) da, ben de sanki bu işi ilk biz yapıyormuşuz gibi heyecanlıydık. Gevelle Dağı oğlum bu! Az bir şey mi! Kan ter içinde dağın zirvesine çıktığımızda gördüğümüz bira kutuları, cips paketleri, pet şişeler bütün heyecanımızı silip süpürmüştü. İnsanların oraya bira içmek gibi basit bir şeye çıkmasına mı, yoksa çöplerini orada öylece bırakmalarına mı daha çok üzülmüştüm; hatırlayamadım şimdi.

Birkaç ay oldu herhalde, Ani Harabeleri'ne büyük bir heyecanla varmıştık. Hani -çok anladığımızdan değil ama- freskleri göreceğiz ya, sanırsın yeni çizildi, bizi bekliyorlar. Bir vardık ki, üzerine kazınan adlardan, aşk sözcüklerinden freske dikkatimizi veremiyoruz.

Dalış yapanlar anlatır, bir batığa daldığında hiçbir şeye dokunmaz, olduğu gibi bırakırsın. Çünkü "dalış etiği" bunu söyler. Ya da dağcıysan, zirve defterini iç etmezsin, gerekli bilgileri yazar, aynı şekilde olduğu yere bırakırsın. Pekâlâ, herkeste aynı hassasiyet mevcut mu?

Bugün Ihlara Vadisi'ndeydim. Gittiğim her kilisede şunu gördüm: Evinin duvarına ismini kazımayı delilik sayacak adamlar -evet evet, koca adamlar bunu yapıyor- iki bin yıllık kilisenin duvarındaki çizimlere adını kazımış. Pekâlâ bunu neden yapıyor bu insanlar? Dünyanın her yerinde böyle mi?


3 Ağustos 2014 Pazar

Uzun Bisiklet Turlarında Kamyon ve TIR: Tanım, Fark, Önlem

Bisiklet süren insanların dibinde korna çalan şoförlerden hep nefret ettim ben. Bir şoförün, bir parmağıyla, bir düğmeye basmasının, bir bisikletlinin bütün vücudunu korkudan titretmesi hiç adil gelmedi bana. Ben de baş parmağımı işaret ve orta parmaklarımın arasına yerleştirip elimi yumruk yaparak şoföre sallamak suretiyle şartları eşitlemeye çalıştım hep.

Tabii ki bir insanın başka bir insanı korkutmak için neden bu kadar adî bir yol seçtiğini de düşündüm arada. Sonunda hep "ibneliğine" yapıldığı kanaatine vardım. Evet evet, ibneliğine.

Hatta bazı şoförler bu ibneliği öylesine benimsemiş oluyorlar ki, araçlarındaki türlü kornalardan en şiddetlisini, en senfoniğini seçiyorlar. Amaç sizi daha yükseğe sıçratmak!