18 Eylül 2014 Perşembe

Dört Dünya Turu, Dört Kitap-2: Deniz Çingenesi - Eralp Akkoyunlu

Sıradaki kitap bir dünya turu kitabı değil sadece. Cesur bir adamın, yıllar boyunca kurduğu bir hayalin nasıl gerçekleştiğini, nasıl fibergalasa, ahşaba bürünüp tekne haline geldiğini gösteren bir anı defteri.

"Başlarken" kısmında şöyle diyor Eralp Akkoyunlu:

"Bana dün gibi geliyor ama Yosun'un yapımına başladığımdan beri 30 yıl geçmiş.Denize ineli 22, dünya turuna çıkalı 18, ilk turu tamamlayalı 11 yıl olmuş. O zamandan beri Yosun'un öyküsünü kitap olarak toplayıp yazmak bana zor geldi. Yelken dergilerine verdiğim birkaç yazı ve bir iki röportajla yetindim. Yosun'u yapmayı da, onunla okyanuslara açılmayı da daha çok kendimi tanımak, kim olduğumu anlamak güdüsüyle yaptım. Denizde, özellikle uzun yollarda yalnız olmayı yeğledim. Türkiye'ye ayakbastığımda (tam anlamıyla) Sadun Boro'nun kucağına düşmeseydim, kimseler geldiğimin ve gittiğimin farkında olmayacaktı."

Deniz Çingenesi'ni Sadun Boro'nun ısrarıyla yazdığını söyleyen Eralp Akkoyunlu, "Marangozluk" bölümünde sözlerine şöyle devam ediyor:


"Çünkü hedef sonuçta bir tekne sahibi olmaksa, mesleğimde birkaç ay danışmanlık yaparak bir tekne satın alacak parayı kolayca kazanabilirdim. Ama bunu nasıl başardım diye bir kitap yazamazdım. Yosun'u yapma süreci, yaşamımı bekli de onunla dünyayı dolaşma sürecinden daha fazla etkiledi."

Sadece bu birkaç cümle bile, kitabın başında insanı yazara hayran bırakmaya yetiyor. Bu, sadece bir dünya turu değil, büyük bir başarı öyküsü.

Elime aldığımda, evvela kapak tasarımıyla beğenimi kazanan kitap, Eralp Akkoyunlu'nun dağınık, disiplinsiz, üşengeç (bunları kendisi söylüyor) ama tüm bunlara rağmen tutkulu bir denizci ve sıkı bir kendin-yapçı olduğunu öğrendiğimde, bitmesini hiç istemeyeceğim bir kutsal metine dönüşmüştü. Ancak her güzel şey gibi bu kitabın da bir sonu var. 

287 sayfadan oluşan bu kitap, 21*13 cm ölçülerinde, 1. hamur kağıda basılmış. Marmara Açıkdeniz Yat Kulübü yayını. Kitabın ortasında, 10 sayfalık bir fotoğraf albümü bulunuyor.

Başından sonuna kadar her konunun detaylı bir şekilde anlatıldığı kitap, ara sıra Eralp babanın sürpriz esprileri sayesinde daha da eğlenceli bir hale bürünüyor. Hemen bir örnek vereyim:

"Joe'yu tekrar gördüğümde "Sen marangoz tut, parasını ben vereyim." dedim. O da "Sen bana ayda 150 dolar kira ver, marangozu ben tutarım." deyince ben cebimden 1800 dolar çıkarıp verdim. "Makbuz ister misin?" diye sordu. "Yok canım, el sıkışalım yeter." demem bana epey puan kazandırdı. O günden sonra Joe'ya kısa bir liste verip "Joe, bu adamların icabına bakıver." diyebilirmişim gibi geldi."

Yazarken bir daha güldüm. Kitapta daha bunun gibi birçok hoş anı var. 

Tabii kitabın bir de öğretici yanı var. Mesela ben, beton gövdeli teknelerin imal edildiğini bu kitaptan öğrendim. Teknelere az-çok meraklı olanlar -ya da en azından genel kültür olarak öğrenmek isteyenler- bu kitapta daha birçok bilgi bulacaktır.

Neyse, lâfı yine uzattıkça uzattım. Bu yazıyı da, Eralp babanın, bisiklete de uyarlayabileceğimiz bir sözüyle bitireyim:

"Bir teknenin kullanışlı, denizci, sağlam olması bana yetmiyor. Tekne dediğin güzel olacak."



Ekleme:

Bu kitabı okuduktan sonra Eralp babayı, teknesini, tutkusunu insanlarla paylaşma ihtiyacı hisseden tek kişi ben değilim; Ali Babi de size bu kitaptan bahsediyor (ben sizi bu kitabı almaya ikna edemediysem, Ali bunu başaracak). Eralp Akkoyunlu'yu herkes tanısın diye:

http://zamaninseyyahi.blogspot.com.tr/2015/02/Eralp-Akkoyunlu-Deniz-Cingenesi-Kitap.html

6 yorum:

  1. Hocam, İlk fırsatta yanınıza gelip kitabı sizden ödünç alıyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Eralp Akkoyunlu benim 81-83 yillarinda New York'ta hocam olmustu. Kendisini hala bir cok konuda saygi ile anarim. Vefaat ettigini simdi ogrendim. En kisa zamanda kitabini alip okuyacagim.zihni ugurbil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Zihni Bey, Zihni Beeey, durun, gitmeyin!
      Anlatın biraz lütfen! Ben de kendisinin vefatını kitabını okuduktan sonra İnternet'te adını arattığımda öğrenmiştim. Ah, ne hayal kırıklığıydı. Şimdi onun öğrencisi olarak onunla vakit geçirmiş birine rastladım. Siz anlatmadan bırakmam, oturun bir çay içelim, bu esnada siz onu anlatın, biz dinleyelim.

      Sil
  3. İzmir sahillerinde yaz tatilimi geçirirken okumak istedim bu kutsal kitabı fakat hiçbir yerde satışını bulamadım arkadaş. Yetti gayri, sizi gördüğük ilk yerde alıcam bu kitabı sizden!

    YanıtlaSil