5 Haziran 2014 Perşembe

Başlıksız bir yazı.

Yıllar evvel, yıllar evvel dedim de, iki ya da üç yıl evvel, sondaj makinesinde, güneşin altında beraber ter döktüğümüz bir İhsan abim vardı. Ben tecrübesiz yeni mezun, o ise birçok iş kolunda çalışmış tecrübeli bir usta. İhsan abiyle samimiyeti ilerlettikçe öğrendim onun birkaç yıl evvel çocuğunu kaybettiğini. Beraber çalıştığımız iki amcaoğlunun bitmek bilmeyen sigara muhabbetlerinin arasında geçen "Bir pakete beş lira verdim, evlat acısı gibi koydu be, ehehehe! lâfından sonra verdiği tepki hâlâ aklımdadır. "Evlat acısı" dediklerini ilk kez o zaman ciddi ciddi düşünmüştüm.

Bana İhsan abimin o zaman verdiği tepkiyi çok az şey hatırlatır. Mesela arkadaşıyla kartopu oynarken, attığı kartopu yanlışlıkla bir taksiye vuran küçük Yusuf'un amcasının, habercilerin sorduğu soruları cevaplarken kendini tutamaması, heni ağlamamak için kendinizi zor tutarsınız ya,o anı görmek:


Babalar güçlüdür. Haberlerde babaların ağladığını göremezsiniz kolay kolay. Anneler ağlar, çığlık atar, normal olan budur. Ama babalar bir sigara yakar, gözleri bir yere dalıp gider. Onlar da acı çeker çekmesine, ama bunu gösteremezler. Ermenek'teki maden faciasında (kaza değil, kaza denmez öylesine çünkü) "Oğlum yüzme bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?" diyen annenin arkasındaki babada görürsünüz bu duruşu:


"Gitti mi benim oğlan şimdi?" dedikten sonraki bakışı... Hani Kadir İnanır'ı göklere çıkarırız ya sert bakıyor diye, bu babanın bakışına ne diyelim? Ya "Saklamayın..." derkenki duygularına? Pekâlâ muhabirin beklemediği bu soru karşısında eveleyip gevelemesi, söyleyecek söz bulamayıp, açığı ellerini kullanarak kapatmaya çalışması, kapatamaması? Muhtemelen kalp atışı hızlanmış, avuç içi terlemiş, gömleği bir anda sırılsıklam olmuştur. Sözünü bitirdikten sonraki bekleyişi, tahminimce gözlerini babanın gözlerinden kaçırışı... Siz olsanız bu güçlü babanın karşısında ne diyebilirdiniz? Hani halı saha maçında birkaç gol yedikten, ya da 20 lira kaybettikten sonra yaptığınız "Evlat acısı gibi koydu yea!" geyiğinde bilmeden ağzınıza sakız ettiğiniz <<evlat acısı>> var ya, bu babanın bakışlarındaki şey aslında.

Ve "... demeden besmele çek!" deriz ya. İşte "Evlat acısı" demeden evvel besmele çekip bin kere düşünün. 

Şimdi "Bunun bisikletle, turla ne alakası var peki?" diyecek olursanız, bir şekilde bağlayayım. Olur da bir turunuzda pis pis "Evlat acısı gibi koydu abi yea!" geyiği yaptığınızda, etrafınızda gerçek evlat acısını yaşamış biri varsa, korkun o kişiden.

Bu kadar.

***

Bu yazıyı ne amaçla yazdım? Sadece geyik yaparken hatırlamam gereken bazı şeyler olduğunu not alayım buraya. Onun için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder