27 Ekim 2014 Pazartesi

Güzel Abilere Methiye-1: Gökhan abi ile Karadeniz yolları

Gökhan abi habersizce çeker fotoğrafınızı!
Ne zamandır uzun turlarda kimlerle iyi geçinebileceğimi düşünüyorum. Tura çıkamayınca insanın zihni bir şekilde bisikletle, turla, kampla bağlantı kuruyor. Aslında yapmam gereken şey son derece basit: Kimsenin dikkat etmediği küçük ayrıntıları gözlemlemek. Anlamadınız değil mi? Durun biraz daha açıklayayım.

Etrafınıza bir bakın. Arkadaş çevrenize mesela... Kimse sizin söylediklerinizi gerçekten -ama gerçekten diyorum bak- dinliyor mu? Yoksa sizin söylediklerinizin bitmesini bekleyip sözün kendisine geçmesini mi bekliyor? "Aaa, ne bu şimdi?" demeyin! Dikkat edin sadece! Ufak -çok ufak- bir ayrıntı daha: Arkadaş grubunuzla sohbet ederken bir arkadaşınız sözünüzü kesti. Sizin sözünüzün yarım kaldığına dikkat edip de "Sen bir şey diyordun, yarım kaldı." diyecek kadar dikkatli ve düşünceli kaç arkadaşınız var? Benim bir, evet evet, sıfırdan sonra, ikiden önce gelen sayı, bir! Kim mi? Ali Gökhan Alptekin tabii ki!

"Ya deli misin arkadaş!" mı dediniz? Garip mi geldi bu fikir? Siz de sözünü kestiğiniz arkadaşlarınızı, lafı ağızlarında öylece bırakan düşüncesiz insanlardansınız öyleyse. Bu bir "peşin hüküm" değil, yıllardır az-çok arkadaş edinmiş bir insanın -ben oluyorum o- gözlemi. Ve her gün tekrarlanan bir gözlem... Hiçbir arkadaşınızı -gerçekten- önemsemiyorsunuz belki de. Bir kere olsun onlara, bu son derece küçük mutluluğu, sözü-kesilmiş-insana-söz-hakkını-geri-kazanma mutluluğunu yaşatın. Küçük bir ayrıntı işte. İnsan ilişkileri önemli. Hele uzun bisiklet turlarında...

Samsun Otogarı'nda halsiz düşmek
İlk maddeyi gayet açık anlattığımı düşünüyorum. Geçelim ikinciye. Yani sorun-çıkaran değil çözüm-arayan-adam olmaya... 


Turdasınız. Grubunuzda her türlü insan var. Aynı dere yatağındaki çakıllar gibi, renk renk, hiç biri aynı olmayan... Bunları bir araya getirip taş gibi bir kütle oluşturacak çimento, onları milyonlarca yıla meydan okuyan bir çakıltaşı haline getirir. Çoğu insanda -mesela bende- bulamayacağınız bu huy, Gökhan abide var yine. Şaşırdık mı? Hayır!

Devam edeyim mi? Sıkılmadıysanız devam. 

Yine küçük bir ayrıntıdan bahsedeceğim. Hepiniz "Evet ya, bunu ben de yapmıyorum!" diyeceksiniz muhtemelen. Ama sorun değil, bundan sonra dikkat ederseniz, şirinleri göremeseniz bile, çevrenizi mutlu edebilirsiniz. (En azından beni edersiniz lan!!!1!1)

Yason'dan ayrılırken
Turunuzu bitirdiniz. Fotoğraflarınıza bakıyorsunuz. A-aa! O da ne? Turu beş kişilik bir grupla yaptınız ancak fotoğraflarda hep siz -aslında sen, ikinci tekil şahıs- varsınız! Arkanızda orman, önde siz. Arkanızda deniz, önde siz. Arkanızda tarihî yapı, önde yine sadece siz! Turdan sizin aklınızda güzel manzaralar, arkadaşlarınızın aklında ise "Şu makineyi al da beni şu evin önünde çek!" deyişiniz kalır. Ne kadar mide bulandırıcı!

Gökhan abi ise kendisinin fotoğrafını ne kadar çekmişse, sizi de o kadar- hatta daha fazla- çeker. Hatta bu yazıyı yazmak, Gökhan abimin Facebook'taki "Karadeniz turu" albümüne bakarken geldi aklıma.

Niye yazdım bu yazıyı? Ne Gökhan abiyi övmekti amacım, ne de "Onun gibi olun lan!" demek. Bu haddimi de aşar zaten. Yapmak istediğim, sadece beraber vakit geçireceğiniz insanları farklı açılardan gözlemlemenize yardımcı olmak. Belki de onların iyi huylarını görüp kendi hayatınızda da uygulamanız. Böyle şeyler, kimsenin karşısındakini önemsemediği zamanlarda, ufak bir gülücük oluyor sadece.


Bir sonraki "Güzel abi"de görüşmek üzere!

1 yorum:

  1. Okuduktan sonra durup 5 dk düşündüm arkadaşlarımı gerçektende dedikleriniz ne kadar doğru. Çevremizde bir dünya insan var ama gerçekte ne kadarda yanlızız. Bu kadar kalabalığın içinde yanlız olmak ne garip.

    YanıtlaSil