30 Ekim 2014 Perşembe

Ölen 18 İşçi ve Halay Çeken Bisikletçiler İroni midir?

Yazıyı yazmak için çok geç kalmamalıydım, zira duygularımın yoğunluğu üzerinden zaman geçtikçe azalıyor...

29 Ekim 2014

Uzun zamandır doğaya akma isteğim vardı, kendime de çok zaman ayıramıyordum. Cumhuriyetin 91. yıl dönümünün tatil olmasını fırsat bilerek sabah erken saatte yola koyuldum rota yoktu 100 km yol yapıp evime dönecektim ama bir sorun vardı; yoğun sis...

Şehirlerarası yol tehlikeli olacaktı, yön değiştirdim şehir içine doğru...

Bisikleti aldığım ilk andan itibaren takip ettiğim, ismini vermek istemediğim bir ekip de Anıtkabir'e Ata'yı ziyarete gidiyordu takıldım onlara...

Not -1-
Aslında bu tarz grupları pek sevemedim açıkçası, bunun sebepleri bu blogta Yusuf'un yazılarında gizli, merak eden okuyabilir...

http://www.turcubaba.com/2014/09/vazgecilemeyen-bir-bisikletci-smarklg.html



Buluşma Yeri Muhabbeti

2 adet orta yaş üstü abimiz her zamanki gibi birbirlerine, bisiklet üstündeki teçhizatlarını tanıtıyor, konuşma şu şekilde gerçekleşiyor:

X: Ahanda bu elektro şok aleti köpeklere ben bunu kullanıyorum...
Y: Vuuhhhuuuu ben de biber gazı kullanıyorum, hatta geçen bir sıktım hayvan neye uğradığını şaşırdı, muhhaaaahhaaaa
X: Muhahahhaha

Bu konuşmanın üzerine hemen ortamdan kaçma isteği duysam da, işte bazen basiretim bağlanıp mala bağladığım oluyor...

Not -2-
Bisikletimle yaklaşık 5000 km yol yaptım, dağcılık/trekking ve yamaç paraşütü günlerimde kaç bin km yaptığımı hatırlamıyorum bile; defalarca köpeklerle karşılaştım, saldıranlar da oldu güzel güzel konuştum onlarla hiç ısıranını görmedim...Hayvanlığın lüzumu yok!


Durmayı Hiç Sevmem

Tarz olarak ben bisikletle durmayı pek sevmem, hatta son karadeniz turumda birlikte yol aldığım Mehmet bolca dalga geçmişti benimle, "Gökhan hazır durmuşken fotoğraf falan çekinebiliriz" diyerek :)
Bu grup gitmiyor, her köşe başında durup dakikalarca muhabbet falan, aslında bu normal bir şey tepkim büyük değil...
Bu benim kötü huyumla alakalı...

Gereksiz Gaza Gelen Adamlar

Bu tarz ikinci ve son organizasyonum, ikisinde de aynı şeyi gördüm;
- Trafik polisliğine soyunup, yola atlayıp, araç durdurmaya kalkışan tipler,
- En ufak bir sürücü hatasında gaza gelip bağırış çağırış küfür eden tipler,
- Yolu trafiğe kapatmak isteyen dünyanın en gereksiz tipleri...
Çoğunluk olunca gaza gelip azınlığı ezme dürtüsü her zaman irite etmiştir beni...


Değişik Sürüş Stilleri

Önümdeki ani bir fren yapıyor ben de yapıyorum çünkü elim frende, grup sürüşü yapıyoruz neticede ancak arkamdaki aerobara yatmış durumda, doğal olarak duramıyor ve kaldırıma çarparak düşüyor...
Bir dağ bisikleti, arkadaş ön süspansiyonun üst kısmını yarış bisikletinin aerobarını tutar gibi tuatarak yanımdan geçiyor, anlamakta zorlanıyorum, bir sonraki düşecek kişi o, büyük ihtimal...
Normal yolumda giderken bir anda yan kaldırımdan zbraaoovv diye bir bisikletli geçiyor ve önümdekinin önüne atlıyor hoplaya zıplaya, sonrası yine klasik frenlemeler dokunmalar vs...
Ben bir tur bisikletçisi olarak bu kadar değişik sürüş stillerini kontrol ederken yoruldum açıkçası...

Ermenek, 18 işçi ve Halay?

Eski Meclis'e varıyoruz, fotoğraf çekimi falan derken bir anda bir evlenme teklifi gerçekleşiyor orada, sonrasında nereden geldiğini anlamadığım bir davulcu çıkıyor ve başlıyor tüm bisikletçiler halay çekmeye...
Tam bir gün öncesinde, 28 Ekim Saat 12:15'te 18 işçi karanlık sularda boğularak can verdi...
Evet ateş düştüğü yeri yakıyor, evet yas tutmak zorunda değilsiniz ama halay da çekmeseydiniz be arkadaş, koca koca adamlar kadınlar!

Son Darbe

Halay olayından sonra bir an önce Ata'nın huzuruna çıkıp içten bir kaç kelam edip dualarımı okuyup ayrılma isteğim var, Anıtkabir Komutanlığı ile görüşülmüş ve anladığım kadarıyla bisikletler topluca giriş çıkış yaptığı sürece içeri girilmesine izin verilmiş.
Tam bisikletimi kilitleyip hazırlanıyordum ki bisikletçi bir zattan şöyle bir duyuru geldi:
"Bakın baştan söylüyorum, kimsenin tek başına çıkış yapmasına İZİN VERMEYECEĞİM!"
"Ulan sen kimsin?" derler adama, neyin ve kimin liderliğine soyunuyorsun? Bu duyuruyu yapmanın adabı bu mudur?
Hemen biniyorum bisikletime ve arkadaşın bakışları eşliğinde çıkıyorum kabirden...
Kabir dedim dikkat ederseniz, kabre taytlarıyla gelen çılgın göbekli g.tlü yarışçılar da ayrı bir yazı konusu bence...

Sonuç

Tek başıma yoldayım ve yazacaklarımı aklımdan geçiriyorum, yumuşattıkça yumuşatıyorum ve bu hale getiriyorum...

Anlıyorum ki ben aslında bu etkinlik bisikletçilerini sevmiyorum, dağda bayırda kolunu bacağını kıran dağ bisikletçilerini, arkasında çadırı tulumu tur bisikletçilerini ve hayatını bu işe adamış o taytın formanın hakkını veren profesyonel yarışçıları seviyorum...

Not -3- 

Blog'a girdiğimde Yusuf'un da buna benzer bir yazıyı yazıp taslak halinde kaydettiğini gördüm, kalp kalbe karşıysa demekki...

4 yorum:

  1. İznik'te sakat sakat 30 km yol yapmıştık.. İşte orda anladım bisikletin zevkini :) daha yolun naşındayım gerçi çok yol gidip defalarca düşüp kalkacağım ama severek olacak hepsi..

    YanıtlaSil
  2. Kendilerine "Bisiklet Aşıkları" diyen bir takım bisiklet yavşağının Çanakkale'de Abidenin ayakları altında halay çekmesine şahit olmuş biri olarak normal karşılıyorum bu tür aktiviteleri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce yazdığım Çanakkale Turumdan alıntıdır. ..

      "Cumartesi akşamı ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesinde yapılan müzik dinletisinin sonunda düğün moduna giriliyor, bu beni şaşırtıyor denize doğru baktığımda karşıda Gelibolu’yu görüyorum ve organizasyonun adının Şehitlere Saygı Bisiklet Turu değil de Çanakkale Bisiklet Festivali olmasının daha uygun olabileceğini düşünüyorum. Eğlenmek herkesin hakkı ama bizim örf ve adetlerimiz şehit kanlarıyla sulanan topraklarda saygı turu yaparken halay çekmeyi ön görmüyor olsa gerek?!."

      Sil
  3. bu kafileyi az çok bende bilirim .ne demişler kimisi anasıyla kimisi anısıyla anılır .baya bi analarıyla anarım bunları ve bu topluluğa zarar veren her bir 4 teker dostumdur yoldaşımdır yada zarar veren her cisim.

    YanıtlaSil