27 Kasım 2014 Perşembe

Kazalar: Bisiklet Sürücüsü Hataları

Başımıza gelen, irili ufaklı her olumsuz vaka kaza olarak yorumlanabilir. Buna manevi bir anlam yüklersek kader diyebiliriz. Fakat herhangi bir tedbir almayıp, hiç bir uyarıya kulak asmıyorsak bunun adı ne kaza ne de kader olur. Bu bir ; hatadır
!

Bu zamana kadar iki ufak düşüş dışında büyük bir kaza yaşamadım. Bunlar; tramvay rayları  üzerinde fren yapmaktan ve SPD kullandığımı unutmaktan kaynaklanan hatalardı. Her iki olayda da epey eğlenmiştik. Fakat şahit olduğum iki farklı kazada durum bu kadar eğlenceli değildi. 



Şimdi bu kazalar ile "geliyorum" dediği olayları inceleyelim.

23 Kasım 2014 Pazar

Güzel Abilere Methiye-2: Volkan abi ile deniz kayağı ve ötesi

Otelin önündeyim. Telefonumu cebimden çıkarıyorum. Aramakla aramamak arasındayım.

Önceden "keşke tanışabilsem" dediğiniz insanlarla yüz yüze gelmek ne zormuş. Öyle bir gerilim, öyle bir ayakların-geri-geri-gitmesi...

Ne desem acaba? Volkan Bey? Yok yahu, çok resmî olur. Volkan abi? Çabucak samimiyet. Kaşla göz arasında cebime girmiş olan telefonumu çıkarıyorum. S, ş, t, u, ü... V'ye geliyorum. Kaçış yok. Arıyorum. Çalıyor. Üçüncü çalışta "Açmayacak galiba." diyorum. Derken telefonu açıyor, ben söze başlamadan bütün gerginliğimi alan o sözleri sıralıyor:

-Vay, turcubaba! Geldin mi?

Böyle oldu Volkan abiyle gerçek anlamda tanışmamız. Daha evvelden onu şu fotoğrafıyla zihnime kazımıştım:


Altı üstü bir fotoğraf, değil mi?

Değil işte. Bu fotoğraf, öyle bir fotoğraf değil. Yıllar evvel, üniversitede okurken bakıp bakıp hayaller kurduğum fotoğraf bu çünkü. Turuncu bir T3, aynı renkte bir deniz kayağı (o zamanlar bir tane kayak var sanıyordum, dikkatli bakınca üç tane olduğu anlaşılıyor). Hele hele minibüse yaslanmış o adam... Kaç kere onun yerine koydum kendimi, hatırlamıyorum.

21 Kasım 2014 Cuma

Kitap Tavsiyesi - Tanrıların Tahtına Yolculuk

Kış geldi...

Artık çok fazla gezemeyeceğiz, diğer mevsimlerde olduğu gibi...

Gidemediğimiz, belki de hiç gidemeyeceğimiz yerleri gezenlerden dinlemek en iyi çözüm şu sıralar...





20 Kasım 2014 Perşembe

Uzun Bisiklet Turlarında Gözden Kaçanlar-3: Tünele giriyormuşsun, girme!

Başlıkta "tünelde bisiklet süreceğim diye hayatını tehlikeye atan manyaklar"a değil, yolu kısaltmak için tünelden geçenlere seslendim. Duyarlar mı?

Nefise Akçelik Tüneli... Uzun. Upuzun. Bitmiyor yürümekle.

Niye yürüyoruz bu tünel kenarında? Yürümekle bitecek gibi değil. Dışarıda bir olan ses, tünelin içinde bin oluyor. Bir de korna çalan kamyonlar yok mu...


Rotayı iyi tanımadan yola çıkarsan olacağı bu. Dönülmez tünelin ortasındayız. Vakit çok geç. "Yağmurda ıslanmadık kiiii! Ehehehe!" diye kendimizi kandırarak ilerliyoruz. Esaretin Bedeli'ndeki gibi, tünelin sonunda şekilli pozlar varip yağmuru yüzümde hissediyorum. Bir daha bir tüneli yürüyerek geçmek mi? Uzak olsun!

13 Kasım 2014 Perşembe

Merak ve berisi

Merak etmeyince her şey ne kadar da güzel. Oturmak mesela. Herhangi bir yeri, herhangi bir şarkıyı, herhangi bir kitabı, merak etmeden oturmak... Arada bir kan dolaşımını sağlamak için hareket etmek, konforlu bir "boş boş oturma" seansı için yeterli.


11 Kasım 2014 Salı

Büyük Kapışma : V Fren vs Disk Fren



Bisiklete yeni mi başlıyorsunuz?

Amacınız genelde kara yollarını kullanarak uzun turlar yapmak mı?

Fren seçimi konusunda kafanız mı karışık?

Lütfen böyle buyurun, bu yazı tam olarak sizi ilgilendiriyor... 




9 Kasım 2014 Pazar

Decathlon Hediye Çeki Nasıl Kullanılır?

Ekleme: Bu yazı eskimiş olabilir. Decathlon'un İnternet sitesi tasarımı değişmiş olabilir. Ne zamandır bahsi geçen siteden alışveriş yapmadım, sitede hediye çeki kullanmadım.

***

Decathlon, yaptığınız her alışverişte bir lira puan vererek, her 500 liralık alışverişinizde 10 liralık hediye çeki kazanmanızı sağlıyor.

Alışverişinizi yaptınız, hediye çekinizi kazandınız. E-posta adresinize, çekinizle ilgili bilgiler geldi.

Günler geçti, e-posta adresinizde Decathlon'dan gelen e-postayı bulamadınız veya "Önemsiz" kutusuna düştüğü için hiç göremeden silindi.

Günler geçti, Decathlon'un İnternet sitesinden alışveriş yapacaksınız ancak hediye çekinizin kodunu bulamıyorsunuz.

Pekâlâ, bu hediye çekinizi, internetten yapacağınız alışverişlerde nasıl kullanacaksınız?

7 Kasım 2014 Cuma

Köylü Gören Masum Uzaylılar

      Kısa bir süre önce bisiklet turculuğu ile ilgili blogları incelerken, bir yazının alt başlığı oldukça dikkatimi çekmişti. "Köylüler ile Diyalog Yöntemleri" adlı bu başlık altında, tur boyunca karşılaşabileceğiniz yurdum İnsanı ile nasıl iletişim kurabileceğinize dair bilgiler verilmiş.

        *Usulca yaklaşıp Merhaba deyin.
        *Elinizi boynundan dolandırıp gıdısını okşayın.
        *Hâlâ işe yaramadıysa ona bir kurabiye verin.

      İçerik her ne kadar böyle olmasa da, bu tarz bir üslup ile yazılmış bu yazıyı esefle kınadığımı belirtmek isterim. Şayet birileri çıkıp , size toplumun farklı bir kesimiyle nasıl konuşacağınızı öğretmeye kalkıyor ise burada büyük bir sorun var demektir.

      Yaralanan arkadaşımıza pansuman yapan Mehmet amca, eşarbı ile yarısını saran Ayşe teyze, özel mülküne izinsiz girdiğimiz halde bize kızmayıp hurma ikram eden Hasan dayı, çadır için yer sorduğumuzda "Ne çadırı  be ya köy Binamız var bizim!" Diyen Ömer ağa ve yatağımızı elleriyle hazırlayan Muhtar emmi ile diyalog kurmak için hiç bir çaba sarf etmedik. Onlar bildiğimiz Mehmet amca ve Ayşe teyze idiler. Her ne kadar birileri Kezban diyerek aşağıladığını zannetse de...

      Bazı şeyleri ne çabuk unutuyoruz. Köylü milletin efendisidir!

6 Kasım 2014 Perşembe

Bir çizimin düşündürdükleri


Çizimden anlamam. Ancak bazıları var ki, bir şeyleri hatırlatır ya da hayal ettirir.

Bakıyorum. Bir suratı olmayan bu çizime kendimi rahatlıkla yerleştirebiliyorum. İyi kayakçı olduğumdan değil, bulunduğum yerin o çizimdeki herhangi bir yer olmasını düşlediğimden.

4 Kasım 2014 Salı

Tutmayın Küçük Enişteyi: Bisikletli protestolar, anlaşılma çabası, anlaşılamama ihtimali

Bak baştan söylüyorum, bunlar benim kendi fikirlerim. Ne bisiklet konusunda bir otoriteyim, ne de herhangi bir topluluğa karşı kinim var. Sadece bir bisikletçiyim.

***

Yıllarca İstanbul'da yaşadım. Nüfustan ulaşıma kadar her şeyin iyice boka sarmaya başladığı, bu ülkemsi şehrin benim için çekilmez olduğu evre, üniversite tercih sonuçlarının açıklanmaya başladığı zamana denk geliyordu. Şanslıydım, Meram Ekspresi'yle, gerçek bir bisiklet şehri olan Konya'ya gitmek gayet ucuzdu. Gittim, okulu bitirdim. Bisiklet sürmeye başladım. Birçok şehirde bisiklet sürdüm, binlerce kilometre yol kat ettim. Ama İstanbul hâlâ berbattı benim için. Avcılar'dan Yenikapı'ya bisikletle varabilmek için Azrail'e nanik yapmak gerekiyordu. 

Yıllar geçti, ben İstanbul'u sevemedim. "Abi İstanbul süper yea!" diyenlere de hiçbir zaman hak vermedim hâliyle. Orada yaşayanları Masai Mara'da hayatta kalmak zorunda olan otoburlar gibi gördüm.