13 Kasım 2014 Perşembe

Merak ve berisi

Merak etmeyince her şey ne kadar da güzel. Oturmak mesela. Herhangi bir yeri, herhangi bir şarkıyı, herhangi bir kitabı, merak etmeden oturmak... Arada bir kan dolaşımını sağlamak için hareket etmek, konforlu bir "boş boş oturma" seansı için yeterli.



Ufaktan bir dünya turu atan iki ecnebî bisikletçi, misafirim oldu bu hafta. Evde dört gün zor tuttum onları. En son bu sabah "Yol ver dağlar, yol ver bize!" diyerekten çevirdiler pedalı. Nereye? Daha evvel hiç görmedikleri, hiç tanımadıkları insanların yaşadığı yerlere... Ben ise oturduğum çekyatın arkasına düşen elektrik faturasını bile almaya üşeniyorum şimdi. Şükür ki İnternet bankacılığı var; fatura da ben de huzurluyuz.

Oturuyorum. Kenara biraz para koyduktan sonra merak etmeye başlayacağım, Van'ı, otlu peyniri, haçapuriyi, Erivan'ı, insanları, şehirleri...

2 yorum:

  1. Şirinelerin gidişi seni çok derinden yaraladı, ilk defa bu kadar düşük cümleler ve imlâ hataları var yazında... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzelttim abi. Sefa'nın"Hadi abi çıkalım artık eve!" diye kafa ütülediği dakikalarda yazdığım için aceleye gelmiş azıcık :)

      Sil