4 Kasım 2014 Salı

Tutmayın Küçük Enişteyi: Bisikletli protestolar, anlaşılma çabası, anlaşılamama ihtimali

Bak baştan söylüyorum, bunlar benim kendi fikirlerim. Ne bisiklet konusunda bir otoriteyim, ne de herhangi bir topluluğa karşı kinim var. Sadece bir bisikletçiyim.

***

Yıllarca İstanbul'da yaşadım. Nüfustan ulaşıma kadar her şeyin iyice boka sarmaya başladığı, bu ülkemsi şehrin benim için çekilmez olduğu evre, üniversite tercih sonuçlarının açıklanmaya başladığı zamana denk geliyordu. Şanslıydım, Meram Ekspresi'yle, gerçek bir bisiklet şehri olan Konya'ya gitmek gayet ucuzdu. Gittim, okulu bitirdim. Bisiklet sürmeye başladım. Birçok şehirde bisiklet sürdüm, binlerce kilometre yol kat ettim. Ama İstanbul hâlâ berbattı benim için. Avcılar'dan Yenikapı'ya bisikletle varabilmek için Azrail'e nanik yapmak gerekiyordu. 

Yıllar geçti, ben İstanbul'u sevemedim. "Abi İstanbul süper yea!" diyenlere de hiçbir zaman hak vermedim hâliyle. Orada yaşayanları Masai Mara'da hayatta kalmak zorunda olan otoburlar gibi gördüm.
Zaman geçti, benim bisiklet, bisikletçilik, bisiklet toplulukları hakkında fikirlerim kendi yönünü buldu: Ben böyle toplulukları hiç sevememiştim! 

İstanbul'da bisiklet sürmek delilikti. Tamam, bisiklet sürmek bir hak olabilirdi, ne âlâ! Bisikletliler trafik kazalarında hayatını kaybediyordu.Tepki göstermek lazımdı. Belki de bunun için tek yapılması gereken, sadece bisiklet sürmekti! Ancak yüzlerce bisikletlinin İstanbul'un çeşitli bölgelerinde toplanıp yol kapatmasını, toplu halde protesto amaçlı sürüşler yapmasını her zaman anlamsız buldum. Bunun, şoförlerin "bisikletli" algısını değiştirecek, trafikte bisikletlilere daha fazla saygı gösterilmesini sağlayacak bir faaliyet olduğunu düşünmek bana her zaman aşırı iyimserlik -hatta biraz saflık- gibi geldi. Aynı "Ama Hollanda'da ne kadan da güsel sürüyolar!" imrenişleriyle, son birkaç yılda hasıl olmuş bir bisikletli kitleye saygı duyulmasını beklemek gibi...

Bakın, bir örnek vereyim. Şu videoyu izleyin evvela:



Umarım sonuna kadar izlemişsinizdir. Videodaki küçük enişteyi gördünüz. İşte toplanan yüzlerce bisikletli, bana bu küçük enişteden fazlasını çağrıştırmıyor. Amaç biraz şov, biraz "tepki göstereyim de bilinçli vatandaş gibi görüneyim" düşüncesi belki de. Hiçbir zaman bu tür protesto gösterilerine katılmamış biri olarak, önyargılı olduğumu düşünebilirsiniz. Ancak bir minibüs şoförünün "Yha ne güsel bisiklet sürüyolar, ben şunların 1,5 metre açığından geçeyim de rahatsız olmasınlar." demeyeceğini tahmin etmek için birkaç defa minibüs yolculuğu yapmak yetiyor.

20 milyonluk şehir, milyonlarca şoför, uyulmayan kurallar, daracık caddeler, az hoşgörü, bol küfür, akıntıya karşı çekilen kürek...

Şüphesiz ki bir blog yazısı sizi yolunuzdan döndürmeyecek. Bir şekilde tepki göstermek gerektiğine inanıyorsunuz. Saygı duyarım.

Küçük bir şehirden sevgilerle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder