17 Aralık 2014 Çarşamba

Dört Dünya Turu, Dört Kitap-3: Uzaklar - Osman Atasoy

Eralp Akkoyunlu, Deniz Çingenesi'nin girişinde, kitabı yazma hikayesinde Uzaklar'dan "Osman Atasoy'un muhteşem kitabını görünce neredeyse yazmaktan vazgeçmiştim." diye bahsediyor. Pekâlâ, ne kadar muhteşem?


Açıkçası, Eralp baba kitap yazmamak için bahane aramışa benziyor. (Eralp babayı da andık.) Çünkü Uzaklar, "gezi edebiyatı" türünün en fakir örneklerinden, okuyana "ben daha iyisini yazarım!" dedirtecek kitaplardan biri. Kitap o kadar tekdüze ilerliyor ki, okurken kendinize "Acaba bu sefer ne olmayacak?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. Hakan Öge'nin yolda karşılaştığı deniz kızı Sophie'nin Mardek'in Seyir Defteri'ne kattığı ayrı hava gibi, Uzaklar'da da küçük Deniz'in doğumuyla kitap biraz olsun eğlenceli hale gelse bile, bu, kitabın "sürükleyemeyiciliğini" azaltmıyor maalesef. 

Fotoğraflardan da umutlu olmamalısınız bu kitabı okurken. (Allah'ım, ne kadar sıkıcı kitap bu!) Bir ailenin, tekneyle yaptıkları yolculukta çektikleri, insana "Ah o gemide ben de olsaydım!" diye iç geçirtecek, imrendirici fotoğraflar bulamıyorum kitapta.

Aslında kitabın sorunu, günlük -ve sıradan- olaylara çok fazla yer verilmesi (kitabın arka kapağındaki anlatım kadar bile olsa, razıydım.) Ha, bir de Türkçesinin oldukça gündelik, anlatımının ise fakir olması. Ama Allah var, baskısı, cildi gayet kaliteli. Ödediğiniz paraya değiyor (yok be, değmiyor tabii ki).

Çok uzatacak değilim. Günlük olaylara bu kadar fazla yer ayrılan bir kitabın vakit kaybı olduğu fikrimi, Eralp babanın şu sözleriyle tamamlayıp yazıyı finito:

"Bu kitapta (Deniz Çingenesi'nde) 'Tam şu noktada rüzgar sağdan esti.' gibi ayrıntılar bulamayacaksınız. Çünkü siz oradan geçerken soldan da esebilir."


3 yorum:

  1. Oysaki Atasoy'un daha sonraki macerasının, TRT TÜRK ekranlarındaki Uzaklar-2'nin hastasıydık. Önemli olan güzel gezebilmektir; ama her güzel gezi o kadar da güzel anlatılamıyormuş demekki. Yine de okumak istediğim bir kitap.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Yusuf. Uzaklar’ı okudum. Özellikle seyirde geçen günlerin anlatıldığı bölümler birbirine çok benziyor; bu bölümler neredeyse motor, mazot, soluğan, knot, rüzgar beşgeninde geçiyor. Yolculuk düşünen herkesin 5 yılda, ailesiyle 40000 mil yol yapmış bir adamın yazdığı 591 sayfalık bir kitaptan alacağı ufacık da olsa bir şey vardır diye düşünüyorum. Haa, bana göre de kitap 300 sayfa olarak yazılsaydı da olurdu; ama bu Atasoylar’ın yolculuğu, Atasoylar’ın kitabı. Kitapta ilgi çekici bölümler yok değil. Hemen aklıma gelen A. Hazer gemisinin süvarisi Nevzat Dikilitaş’ın Uzaklar’a yaptığı güzellikten etkilenmemek elde değil.

      İzlanda yolcusu, Deniz Çingenesi ve diğerleri gibi kitaplardan bizi haberdar ettiğin için teşekkürler. Bununla da kalmayıp Uzaklar’ı bana gönderdiğin için tekrar teşekkürler. Suda binlerce mil yol yapmış bir Uzaklar’dan sonra; yolculuğuna karada devam eden bir Uzaklar var şimdi. Uzaklar’ın yeni limanı Tavşanlı.

      İçinde, uzakların çağrısını duyanlara adanan bu kitabı, o çağrıyı duyan bir dostun elinden alıp, okumak ve bu kitabın, o çağrıyı duyan bir dostun eline ulaşmasına vesile olmaktan dolayı büyük mutluluk duydum. Selamlar, sevgiler.

      Sil
    2. Güzel sözlerin için teşekkür ederim.

      Kitabı okurken Pupa Yelken, Deniz Çingenesi ve Macellan'ın İzinde ile kıyaslamam büyük bir hataydı aslında. Yapmam gereken, anlatılanları Osman Atasoy'un gözünden görebilmekti. Bundan sonra buna dikkat ederek ve daha fazla zevk alarak okuyacağım gezi kitaplarını (burada sağlam bir öz eleştiri yaptım).

      Eminim ki o kitap, elden ele dolaşarak birçok kişiye ilham kaynağı olacak. O yolculuğun bir parçasın olduğun için sağol.

      Görüşmek üzere :)

      Sil