7 Aralık 2014 Pazar

Zaman Yok Etmeden-2: Kayseri Sultan Hanı

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.

Ben de durakladım yerimde. Düz yolda, sıkıcı bir sürüşte, bir hediye gibi çıkmıştı karşıma Sultan Hanı. O an yolumun üstündeki hanları haritaya işaretlemediğime, Kültür Bakanlığının "Anadolu Selçuklu Dönemi Kervansarayları" ansiklopedisinden onlar hakkındaki sayfaları kopyalayıp yanıma almadığıma pişman olmuştum.


Artık çok geçti; bekçinin bildiği, gözümün gördüğü, tabelada yazdığı kadarıyla yetinecektim. Hem mühim olan o handa bulunmak değil miydi zaten?

Önce hanın karşısındaki caminin hana bakan duvarına oturup, içimdeki heyecanı ölçtüm. Yeterli değildi. Zihnimde yüzlerce yıl önceye gittim ben de. İşte o anda hanın önüne bağlanmış develeri, atları, eşekleri gördüm. Şimdi olmuştu; gözüm onları görüyorsa, burnum da koklayacak, ellerim dokunup, kulaklarım duyacaktı. Hazırdım.

Hanın bekçisi, evinin damında otururken buraya geldiğimi görmüş, hemen motoruna atlayıp gelmişti peşimden. Kapıyı açtığında bu kutu gibi yapıda, yüzyılların bıraktığı izleri görmeye başlamıştım. İçeri girdim.

Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri  
Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri.

İçeri girdiğimde hanlara olan hayranlığımın boşuna olmadığını bir kez daha anladım. Her taşın ince ince işlenmesindeki emek, kendine hayran etmesin de ne yapsın?

-----

Desenlerin kusursuzluğu, Mimar Havlan oğlu Muhammed'i memnun etmiş midir acaba? Usta "Bu mimara da bir şey beğendirmek zor!" demiş midir? I. Alaaddin Keykubat, bu hanı görmüş müdür? Görmüş ise sevmiş midir?

Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya  
Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.

Sekiz yüz yıl evvel yaşamış tüccarla aynı taşlara dokunmak... Buram buram nem kokan, tüyleri diken diken eden soğuğunda yüzyılların havasını solumak...

Siz fotoğraflarda göremeyeceksiniz belki ama her fotoğrafta, hanın bir misafiri var. Atı ölen, eşkıya ekinden zor kurtulan, bıçak yarasını yoldaşına gösteren, ekmeğini paylaşan...

Şimdi beraber gezelim bu kervansarayı.




























2 yorum:

  1. Nefismiş.
    Bana Kayseri-Aksaray yolu üzerinde, Aksaray'a 20km mesafedeki Ağzıkarahan'ı hatırlattı. Zaten çok benziyor. 2011 Kasım ayında ziyaret etmiştim. Restorasyon vardı. Şimdi nasıldır acaba? Yolum düşse de tekrar görsem.
    http://tinyurl.com/ombkttv

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Oktay abi,
      Aslında daha nefis olabilirmiş. Hanın girişinin fotoğrafında, restorasyonun aslına uygun olmadığı, işlemesiz taşların kullandığı görülüyor. Hatta ihaleyi alan firmaya bu sebepten ceza verilmiş. Ağzıkarahan'ı ben de görmek istiyorum (aslında sadece onu değil, bütün hanları). Umarım restorasyonu adam akıllı yapılmıştır da, ikimiz de ziyaret ettiğimizde keyif alırız.

      Sil