13 Ocak 2015 Salı

Kars-Trabzon Bisiklet Turu, 6. Gün: Acı yok Rocky! Acı yok!

CNN Türk'teki program ne zaman bitti? Sonucu ne oldu? Oda arkadaşım sonucu beğendi mi? (Beğenecek gibi görünmüyordu pek) 

Oda arkadaşımı Taha Akyol'a teslim edip rüyalar alemine giriş yaptım. Bu "rüyalar alemi"nde zaman kavramı bi' garip. Girdiğin gibi çıkıyorsun, sanki arada hiçbir şey olmamış. Ama dinç hissediyorsun. Belli ki o kısacık -aslında 7 saatlik- aralıkta bir şeyler olmuş. Vücudun boş durmamış. Sanki ertesi gün Hopa'dan Trabzon'a yardıracağımı biliyormuş gibi (kim söylemişse!).


Saat yediye kurmuşum alarmı. Çalıyor, zank diye uyanıyorum. Tanımadığım bir insanın kafasını beş dakikalık aralıklarla çalan alarmla ütülemek istemiyorum. Ama o benden dinç. Sabah hazırlanırken bir sohbete başlıyoruz ki, sabah uykusundan bile tatlı! Mehmet amcanın hikayesini dinleye dinleye çıkıyorum kahvaltıya. Kahvaltıda da durmuyor muhabbet. Mehmet amca açık sözlü: "Yusuf, odaya girince, beni gördüğünde "Eyvah, bu suratsız adamla aynı odada mı kalacağım!" dedin mi, demedin mi?" Vallahii, bunca yıl hastane müdürlüğü yapmış -bunu anlattıklarından çıkardım- Mehmet amcanın gözünden kaçmamış. "Evet, öyle dedim." diyorum. Tabii ki ardına birkaç cümle de açıklama ekleyerek...


Tabela mavisinden bahsetmiş miydim? Ne güzel renktir o öyle, değil mi? Bir yerlerden uzaklaşıyor olmanın üzüntüsü değil de, bir yere yaklaşıyor olmanın neş'esi! "Az kaldı!" der, "Sabret!" der, güzel bir şehrin seni beklediğini fısıldar (Ardahan'a giderken de öyle demişti. Ara sıra yanılttığı oluyor).


Tabela mavisi iyi ama bir de "tünel karası" var. Biri ne kadar mutluluk verirse öteki o kadar korkutur! Ama tünel karasından kurtulup gökyüzünü görünce...


Kuşların evriminde bir takım haksızlıklar döndüğünü düşünüyorum. Mesela bir karga ile bir martıya aynı gözle bakamam ben. Birini keyifle seyrederim, diğeriniyse "Bak tipine tükürdüğüme hele!" diye küçümserim. Biraz daha açıklarsam, martıbenim için Airbus A380 ise, karga olsa olsa C-17 filan olur. 


Yol uzayıp da şarkılar bitmezken, yolda yalnız olduğumu düşünürüm. Bu tatlı hayalden sıyrılmam iiçin bir bisikletli görmem yeterli olur genelde. Miguel de onlardan biri. İspanya'dan yola çıkmış, Nepal'e gidiyordu. Şimdi nerelerdedir acaba?


Arasında ayrım yapamadığın şeyler olur hani. Hangi abini daha çok seviyorsun, derler. "Sanane lan!" diyemezsin. İşte tabela mavisi-deniz mavisi-gök mavisi debunun gibi. Hangisi sonsuzluğu hatırlatmaz? Bitmeyen yollar, uçsuz bucaksız deniz, masmavi gökyüzü...


Karadeniz, benio sabah güzel bir havayla karşılamıştı. Hani o meşhur yağmurları yoktu bugün. O yağmurlar ki, toprağa nasıl bereket verir. Çubuk soksan ağaç olur. Hayya bitki öyle şımarır ki bu iklimde, metale dahi kafa tutar. 


Çok bile dayanmıştı bulutlar. Önce yerler ıslandı, ardından tekerler. Ben ıslanmadım ama, subana değmeden buharlaştı.


"Karadeniz insanı ani düşünüp ani karar verir, dli doludur, açıksözlüdür." derdi lisedeki matematik hocam Sedat Yaman. Ama içlerinde arkadan konuşanları da var, konuşacak birini bulamayınca farklı yollar seçenleri de...


Planlar hiçbir zaman tutmuyor. Hele ki bisiklet turundaysanız! Sizin gözünüz tabelalarda, güneşinkiler ise ufuk çizgisinde. Niye böyle yapıyor? Ayıp değil mi?

Tanrı yardımcı olsun, gayrı yolda kalana,
Biz menzile vararak atları çektik hana.

Faruk Nafiz şanslıymış. Ben ise hala ıslanıyorum.


Hava kararınca bir amacınız da kalmıyor. Karanlığa doğru sürmek sadece. Vücudun üst tarafı düşüncelere dalmışken, alt taraf ise güç üretiyor. Uzun tünellerde ise bu düzen bozuluyor. 


Tünelin bitiminde gözlerimin önünde uçuşan kelebekler...


Düzenli olunca ne geçiyor elimize? Yürüyeceğin yol belli, bir hafta sonra yemekhanede çıkacak yemek belli, işten çıkış saatin belli, otobüsün geleceği dakika belli... Bazen düzensizlik, dağınıklık, plansızlık, hatta kirlilik bile o kadar tatlı ki! 


Bunu birkaç kez daha yaşamıştım. Turay Seyahat, Murat ve ben. Üçümüz bir arada. Belli aralıklarla yan yana gelmezsek eksikliğini hissediyorum. Güzel bir üçlüyüz, bence.


---Turun Sonu---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder