19 Şubat 2015 Perşembe

Bir Diriliş veya Geri Dönüş mü?

Okuyucuya not: Bu yazı, A. M. Celal Şengör'ün Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi'nde, 1999 yılında yayınlanmış yazılarını derlediği, Ka Kitap Yayınevi'nden çıkan Zümrüt Ayna adlı kitabından bu sayfaya aktarıldı. Niçin? Size "Arif Aşçı kimdir?" dedirtebilmek ve onun hakkında biraz araştırma yapmanızı sağlamak için. Çünkü ilerleyen günlerde Aşçı'nın bu yazıda da adı geçen kitabı İpek Yolu'nda Son Kervan elime ulaşacak ve Deniz Çingenesi'nden bahsettiğim kadar bu kitaptan da bahsedeceğim. Hazırlık olsun. Ben kendisinin adını ve çalışmalarını çok geç duydum (daha evvel "Abi fotoğraf sanat mı yea?" diyen biriydim örneğin). Siz de geç kalmayın benim gibi. (Unutmadan, bu yazı bir coğrafya meraklısına, Uğur Başdağ'a da armağanım olsun.)

Geçenlerde Arif Aşçı geldi ziyarete. Gelirken de son kitabından bir nüsha getirdi hediye olarak. Akşamın ta içlerine sarkan bütün bir öğleden sonrayı geçirdik beraberce, hem de müthiş keyiflenerek. Sohbet nerelere gitmedi ki! Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti Washington DC'de bir asırdan fazla bir zaman önce çekilmiş bir fotoğraf, Paris'te Saint Germain Bulvarı 184 numaradaki bir bina ve onun kapısı üzerindeki heykel, develere sert ve taşlı zemin üzerinde yol aldırma teknikleri, Tanrı Dağları'nın karlar içinde nasıl geçilebileceği, Orhun Yazıtları, Irak'ta yaşayan Türkmenler, Madrid'deki Alcala Caddesi'nde bulunan The Geographic Club (Ccoğrafya Kulübü) adlı lokanta, dünyada bilinen en eski pusula, Piri Reis, James Cook'un Pasifik seyahatleri, Güneydoğudaki vatandaşlarımıza refah imkanları ve bunların bugünkü bilim ve bugünkü toplum için önemi ve daha neler neler... Hepsini yazmaya kalksam bu köşedeki yerim yetmez. Bu nedenle Arif'in beni ziyaretinin esas nedenini anlatacağım yalnızca.

Dikkat buyurulursa, yazımın başında kimdir bu Arif Aşçı, son kitabı neden bahseder, söylemedim. Ümidim, en azından bu köşenin okurlarının hepsinin zaten O'nun adını ve eserlerini biliyor olmalarıdır. Ama bilmeyen okuyucum için Arif Aşçı'yı tanıtayım: Arif Aşçı bugün ülkemizde yaşayan en önemli insandır! Latife ettiğim veya abarttığım sanılmasın. Ben gerçekten O'nun Türkiye'de yaşayan en önemli şahsiyet olduğu kanaatimde samimiyim. Niçin? Çünkü Arif Aşçı bir Coğrafya Vakfı kurmayı yaşamına birinci hedef yapmış, bildiğim tek kişidir ülkemizde.

Arif Aşçı (1958-    )
"Düşünebiliyor musun" diyor heyecanla Arif, "etrafımızdaki ülkelerin coğrafya ve tarihinden neredeyse tamamen habersiziz. Ne tüccarımıza, ne sanayicimize ne de askerimize sunulabilecek coğrafi bilgimiz var. Ülkemizde her gün binlerce coğrafya sorunu yaşanıyor; heyelan gibi, sel gibi, deprem gibi olaylar, yurttaşımızın canını; kuraklık, turizm, ticaret gibi olaylar parasını alıyor. Ne şehir ne de yol planlaması adam gibi. Küreselleşen dünyada, dünyadan habersiziz. Elalem Merih'e ulaştı, biz daha uluslararası iletişimimizi adam gibi yapamıyoruz. Bırak uluslararası iletişimi, İstanbul'da adam gibi telefon çalıştıramıyoruz. Çevre sorunları desen tam bir başıboşluk içinde.

Okullarda çocuklarımıza coğrafya diye öğrettiklerimiz kelimenin tam anlamıyla dehşet verici, çocuğu üzerinde yaşadığı gezegenden, içinde yaşadığı doğal çevreden soğutmak için planlanmışlar adeta." "Evet" diye kederli kederli karşılık veriyorum, üniversitelerde de coğrafya öğretimi tamamen çökmüş durumda. İpek Yolu'nu develerle kateden dostum, bu yolculuğun destanı olan koca cildin üzerine elini koyuyor. "Bir vakıf kuracağız!"diyor. "Bir Coğrafya Vakfı!Ben Sayın Cumhurbaşkanı'mıza bunu iki kez arz ettim. O da yardım vaat etti. Önümüzdeki ay O'nu tekrar göreceğim, yine hatırlatacağım. Bütün gereken bir bina. Harap bile olsa onun restorasyonu için bir dosttan söz aldım. İçinde bir kütüphane - ben kendi kitaplarımı vermekle başlayacağım. Çok kaliteli bir Türkiye Coğrafyası yazarak onu uluslararası değiş tokuşta kullanacağız. Slayt, resim arşivlerini vermeye hazır kaç kişi biliyorum. Binamıza turistler gelecek, gençler gelecek, araştırıcılar gelecek. Popüler tarafını National Geographic veya Australian Geographic gibi götüreceğiz; dergi, kitap, CD, video, hediyelik eşya, kamp eşyası satacağız. Gelen para bilimsel araştırmaya, gezilere, toplantılara akacak. Coğrafyanın, sevgili gezegenimizin her tarafıyla ilgileneceğiz. 

Aşçı'nın İpek Yolu'nda Son Kervan adlı eserinin serlevhasında Celal Şengör'e
ve bu bölüme konu olan tartışmayı ölümsüzleştiren sözleri
Devletimize, ordumuza, şirketlerimize, okullarımıza danışmanlık yapacağız; ülkemizi tüm dünyaya her şeyiyle tanıtacağız. Bu işte iki yüzyıl geç kaldık, ama günümüz imkanlarıyla bu açığı kapatacağız."

Coğrafyanın ihtişamını coşkuyla terennüm eden dostuma huşu içinde bakıyorum: Buğulanan gözlerimin önünde Türkiye'de sefilliğeve perişanlığa mahkum edilmiş olan tüm bilimlerin kraliçesi Coğrafya'nın küllerinden yükselen Anka kuşu gibi tekrar hayata döndüğü, kanatlarını gererek göğe yükseldiği ve Türkiye'yi birlikte yücelttiği geliyor. "Evet, aziz Arif" diyorum, "bir Coğrafya Vakfı kuracağız! Türk insanının emniyeti, refahı, mutluluğu ve itibarı için elbet bir bina bulunur! Coğrafya'nın artık sürgünden dönmesinin vakti gelmiştir de geçiyordur!"

***

Ekleme:

Arif Aşçı ile yapılmış söyleşiler

Radikal: Arif Aşçı ile hayatın küçük kırıntıları

Gölge Fanzin söyleşisi

2 yorum:

  1. Armağanımı aldım. Öpüp başıma koydum. Nimettendir, nimetten..

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil