27 Mart 2015 Cuma

En güzel kaleler ayağınıza geldi: 100 Kale, Türkiye'nin Kültür Mirası


Tepedeki çimenlikten seyreylesek şu alemi
Küçülmüş, ufacık olmuş insanların alemi
Bir buluta uzanıp bir bulutun kanadına dokunmak
Vazgeçmek birden bire, her şeyden vazgeçmek...




1. isim, tarih Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen
"Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler." - Halikarnas Balıkçısı

Tepe var ama çimenlik değil. İnsan da kalmamış, her yer, nehrin kenarındaki bütün köyler sular altında. Ama bulut aynı bulut, kuş aynı kuş. İnsanlık onlara pek zarar verememiş. Yalnızca Pertek Kalesi kurtarabilmiş kendini. Hala yüksekte, hala etrafına hakim. Eee, dev bir kale, bir baraja mı mağlup olacak?

***

Kitabı kütüphaneden ödünç aldığımda rastgele bir sayfayı açtım. Şans mı denir bilmem, Engüzek kalesinin hoş -belki de sönük, o güzelim kalenin azametini yansıtmaktan aciz- bir fotoğrafıyla karşılaştım. Sanki bani çağırıyordu yine. "Dur bakalım," dedim içimden, "bir daha ne zaman görüşeceğiz."

Sonra bir sayfa, bir sayfa daha... Meğer ne kaleler varmış, binlercesini bilmeden, görmeden yaşamışız bu güne dek. Pekâlâ, bu bize ne kaybettirdi? Yaşadığımız şehrin yüzlerce -belki de binlerce- yıl güvenliğini sağlamış, onu denetim altında tutmuş yapısını kimin inşa ettiğini bilmezdik. Ona -ve dolayısıyla koruduğu şehre-kimlerin hâkim olduğunu, onu kimlerin yıktığını, kimlerin onardığını da bilmezdik. Ve böylece bu heybetli yapılar, bize koca bir tarihi değil, yalnızca köstebek gibi her yanı eşen definecileri ve alemcilerin bıraktığı idrar kokusunu hatırlatırdı.

Biraz da kitabın yazarlarından bahsetmek gerek. Hayri Fehmi Yılmaz bir sanat tarihçisi ve akademisyen. Faruk Pekin ise İz TV'de zaman zaman yayınlanan TransSibirya Ekspresi belgeselindeki esrarengiz rehber amca. Kitabın yarısından fazlasını kaplayan şahane fotoğraflarda ise hepsi birbirinden değerli (ve çoğunun adını -fotoğrafa olan ilgisizliğimden dolayı- ilk kez duyduğum) fotoğrafçıların imzası var. Ancak Hakan Öge'ye ve fotoğraflarına özel birkaç söz etmek gerek. Atlas Dergisi'nden tanıdığımız Öge, Türkiye'ye bir kuş gözünden bakmamızı sağlamıştır. Bu kitapta da, birçok kaleyi, onun sayesinde gökyüzünden görme şansını yakalıyoruz.

Şüphesiz ki Şeytan Kalesi'ni görüp de büyülenmeyen, insan değildir.
NTV Yayınları'ndan çıkan bu kitap, birbirinden değerli 100 kaleyi şahane fotoğraflar ve ayrıntılı bilgilerle  bize sunuyor. 214 sayfa, kuşe kâğıda basılmış olan bu eseri İnternet kitapçılarından edinmek mümkün.

Eğer bir gezi kitaplığınız varsa, bu kitap, raflarınızda yerini almalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder