18 Mart 2015 Çarşamba

Kendin yapçının günlüğü-2: Steadicam yapımı


Öncelikle, keşke şöylesini yapabilseydik:


Hem teknik imkansızlıkla, cehalet ve parasızlık da bir araya gelince, biz ancak şunu yapabiliyoruz:


Yukarıdaki fotoğrafta poz veren çekik gözlü arkadaşın duruşunu fark etmişsinizdir. Bizim yapacağımız sabitleyicide, görüntüyü sabitleme görevini vücudumuzdaki eklemler, ayak bileği, diz, omuz ve dirsekler yapacak. Sabit bir görüntü için parmak uçlarınıza basarak adım atmalı, omuz ve dirseklerinizi daha esnek, kaslarınızı daha gevşek tutmalısınız.

Şimdi, malzemelerimizi ve onların fiyatlarını görelim.

Sonsuz civata: 1 adet, 1 metre uzunluğunda, 4 lira


Somunlar: 6 adet, toplam 1 lira.


Pullar: Toplam 1 lira


Ara parçalar: Sonsuz civatamızın içinden geçebileceği büyüklükte deliklere sahip, 2*2= 4 lira


Fırça sapı: Yaklaşık 30cm uzunluğundaki kısmı.


Ağırlık: Denge sağlamak için, DSLR kameralar için 1 kg ağırlığındaki yeterli olabilir.


Somun ve civata: Bir adet, 10 kuruş. 

Tripod vidası: Kamera sabitlemek için, 10 kuruş. Ben, evde tedadüfen başlıklı, bu işe müsait bir civata buldum. siz bu kısımda kendi tasarımınızı geliştirebilirsiniz. Örneğin, 5 liralık ufak bir üçayak alıp, oynar başlıklı, tripod vidalı kısmını kullanabilirsiniz.

İngiliz anahtarı


Testere


Matkap


Başlayalım.

Evvela, T şeklindeki kamera sabitleyicimizin sağ elle tutulacak olan yan destek kolunu hazırlayacağız. Bunun için 30 cm uzunluğundaki fırça sapını enine, 4 cm kesiyoruz. Bunu niçin yaptık?


Tabii ki sonsuz civataya bağlamak için. Ara parçamızı kestiğimiz kısımdan geçirerek, matkap ile uygun bir delik açıyoruz. Buradan bir vida ile 30 cm uzunluğındaki fırça sapını ara parçaya sağlam bir şekilde sabitleyeceğiz. Fotoğrafta bu amaçla açılmış olan deliği görüyorsunuz.


Bu da o deliğin vidalanmış hâli. Artık kol, sonsuz civataya takılmaya hazır.


Ve bu da, sonsuz civatanın ortasına kadar sabırla çevirerek indirdiğimiz somunlarla sabitlenmiş, sevimli fırça sapımız. O artık fırça sapı değil, kamera sabitleyici sapı.


Şimdi ise, sonsuz civatamızın sonuna, kameramızın sabit bir görüntü almasını sağlayacak olan ağırlığımızı koyuyoruz.


Ve onu yapınca, sabitleyicimizin alt kısmı hazır hâle geliyor.


Ve sonsuz civatamızın bir kamera sabitleyici olmasından önceki son basamak: Kameramızı sabitleyeceğimiz ara parçayı da, pul ve somunlarla civataya sabitliyoruz.


Yeterli deliğe sahip olan ara parçaya, tripod vidası aracılığıyla kameramızı sabitlediğimizde, kamera sabitleyicimiz son hâlini alıyor.


Her ne kadar fotoğrafta sabitleyiciye kompakt bir kamera takılı olsa da, bu sabitleyici, bir DSLR için yapıldı.


Şimdi örnek videoları görelim:



***

Çekik gözlü arkadaşın fotoğrafı:

6 yorum:

  1. Merhaba Yusuf,
    Öncelikle kendimi tanıtayım ben Akın. (Hani şu sitenin biz kimiz kısmında olup da laptop bulup yazamayan Enes var ya onun arkadaşı :)) Mümkün olduğunca yazdıklarını takip ederim, gerçekten bayağı ilginç şeyler yapıyorsun. O muhteşem sevimli transporter minibüsün, kanon ve şu kompakt kamera için yaptığın şeyler gerçekten harika, bana da ilham veriyorsun. Oturup ders çalışmam gerekirken aklıma tuhaf tuhaf şeyler sokuyorsun ama iyi de oluyor :) Neyse buraya yazmamdaki amaç belgeselini ve belgesel yapım aşamanı takip eden birilerinin var olduğunu bilmendir. Bir gün bir yerlerde karşılaşmak ümidiyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evvela, Enes'e selamlarımı ilet. Ne zamandır mektup tadında e-posta almadım ondan; meraklanmadım da değil hani.

      Belgesel konusuna gelince, ne zamandır havaların düzelmesini beklediğimden, unutmuşum öyle bir işe kalkıştığımı. Sabah senin yorumunu okuduktan sonra hava durumuna bakmadan, kamerayı, ses kayıt cihazını atıp çantaya, attık kendimizi dışarı. Keşke baksaymışız, kar yağdı. Ama iyi oldu hatırlattığın :D Bir ay içinde tamamlayayım o belgeseli.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir proje olmuş. Ben uğraşmaktan kaçındığım için bir ton para bayılıp satın almıştım. Burada yazılanları görünce biraz hayıflandım kendime.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Merhaba Güneş,
      Bu yazıyı yazalı bir sene olmuş ama bana asırlar geçmiş gibi geliyor. Hatta yazıyı tekrar okuyup fotoğraflara da bakınca içimde bir şeyler yapma isteği de uyanmadı değil. Belki de bir motorize kamera-kaydırıcı.
      Bu steadicam (evet, y ile değil, i ile yazılıyor, bunu da şimdi fark ettim), tasarım olarak o kadar zayıf ki, keşke iki parçaya ayrılabilir olanını yapmak için birazcık kafa yorsaymışım. Neyse, olan olmuş. Ben şimdi motorize kaydırıcı için gidip bu işten anlayan arkadaşlarıma danışayım (hem beleş çay da içerim, ısmarlar onlar).

      Sil