31 Mayıs 2015 Pazar

Atlas ile ilgili hayal kırıklıkları ve yeni bir bisiklet dergisi

Ben Atlas dergisini çok geç tanıdım. Yamaç paraşütüne yeni başladığım zamanlarda -ki bu da 2011 yılına denk geliyor- Hakan Öge'nin yaptıklarını birkaç sene geriden dahi olsa takip etmek için, Konya'nın meşhur kitap merkezi olan Rampalı Çarşı'ya gider, tanesi 1 liradan, eski sayıları toplardım. Hâlâ, Atlas'ın eski sayılarını satan dükkanlara rastladığımda elim boş çıkmam içeriden.


Anlayacağınız, Atlas'ı severim. Çok severim hem de. Yalnız bir sorun var: Sevdiğim o Atlas, markete gittiğinizde her ay yenisini gördüğünüz Atlas değil. Benim sevdiğim Atlas uzun zamandır basılmıyor. Şimdi raflarda gördüğümüz, ruhsuz, yapmacık bir dergi. Belki hedef kitlesi değişti derginin, mesela pahalı fotoğraf makineleri olan zengin ağbilere göre bir dergi yapmak istediler. Belki de Egelere, Akdenizlere doyamayan tatil balıklarının güney aşkını daha da depreştirmekti hayalleri. Dergide artık keşif yok, macera yok. Kısacası, yenilik yok.


İşte bu yüzden, eski sayılarını gözüm kapalı aldığım o dergiyi sepete atmadan evvel, konularına, kapak fotoğrafına, ekine bakıyor ve onun 9 lira edip etmeyeceğini düşünüyorum. Çoğu zaman "Boşver Yusuf, bu ay da fiyasko!" diyor, dergiyi rafa geri koyuyorum. Bazen de bugün yaptığım hatayı yapıyor, dergiyi satın alıyorum.

Bu ay, derginin ana konusu "Çeşme". Daha evvel adını hiç duymadığımız bu esrarengiz yer, içimde merakla karışık bir coşkuya sebep oluyor (bu son cümle şakaydı.) Diğer konular da ondan aşağı kalmıyor: Belgrad, Bursa, Adrasan filan. En son CarrefourSA'nın haftalık fiyat kataloğunu bu heyecanla çevirmiştim. Konuları boş verdim, dergiden hayır yoktu. Zaten dikkatimi çeken asıl şey dergi değil, bu ayki sayının ekiydi.

Başlık ilgi çekici: "Pedalla Türkiye, 45 Muhteşem Rota"

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Yeni Başlayanlar İçin "Saykılçik" Rehberi

Saykılçik bir akım. Bisikletle ilgili hem de. Özellikle Cyclist Türkiye dergisi sayesinde saykılçik hakkında biraz bilgi sahibi olduk.

Saykılçik, bisiklet sürerken şık olmayı hedefleyen insanların akımı. Günümüz insanı şıklığa doyamıyor çünkü. Ama şıklık kişiden kişiye değiştiğinden, kimin saykılçik olduğu, kimin olmadığını belirlemek zor. Mesela ben çıkıp beyaz bir donla bisiklet sürsem, bir saykılçik uzmanı, bana "Böyle saykılçik olmaz!" diyebilir mi? Diyemez, dememeli. Öyle denir mi hiç? Ayıp.


Popüler olmaya meyilli renkler, desenler filan, saykılçiklerin kafa yorduğu konular. Her ne kadar ben bu çabayla bir zamanlar dalga geçerek izlemiş olsam da, bisikletli modayı iş edinmiş insanlar da var (tahminime göre). İnsanlar yeni yeni palazlanan bu pazardan ekmek yiyor, aile geçindiriyor, kirasını faturasını ödüyor (tamam lan tamam).

Eğer siz de benim gibi cahilseniz, buyurun, bisikletimize bir telefon kılıfı, bir ayakkabı bağcığı, bir gözlük veya bir küpe gözüyle bakalım! (Bisiklet değil, aksesuar diyeceksin, hayvan!)

Adım-1 Bir bisiklet alın!

Eee, yani. Bisikletiniz yoksa saykıl çik değil, sadece çik olabilirsiniz. Belki zorlarsanız çiki çiki baba!