18 Haziran 2015 Perşembe

Menisküs Korkusuyla Geçen Birkaç Gün

Ben çocukken, benim dışımdaki herkes çok iyi futbol oynardı. Herkes birer Ronaldo (Portekizli olanı değil, biz Brezilyalı olanıyla büyüdük), herkes birer Figo, herkes birer Del Piero idi. Ben ise Alan Shearer olmaya çalışırdım, olamazdım tabii. Olaya hep "Onlarda da iki ayak var, bende de! O zaman ben de iyi futbol oynayabilirim." sığlığıyla yaklaştığım için, Yılmaz Vural gibi, bir baltaya sap olamadan geçti sokak-arası-futbolu kariyerim.

Tabii doğuştan yetenekli olan arkadaşlarıma da özenirdim için için. Mesela çok sevdiğim -ama uzun zamandır görüşmediğim- arkadaşım, Uğur, solak insanların, diğerlerine oranla daha yetenekli olduğu fikrini edinmemde çok etkili olmuştu. (Birkaç solak arkadaşımın daha iyi topçu olduğunu görünce, solakların kendi aralarında kötü top oynayan solakları gizlice ortadan kaldıran bir gizli örgüt olduğunu filan da düşünmeye başlamıştım. Çocuk aklı işte.) Ama iyi insanların kötülere kıyasla aramızdan daha erken ayrıldıkları gibi, iyi top oynayan  doğuştan şanslı solakların da futbol hayatı bir riskle karşı karşıyaydı: Menisküs!

Uğur'un ailesi, menisküse uzun zamandır aşina idi. Babası da çok iyi top oynamasına rağmen bu rahatsızlık nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kalmıştı. O zamandan beri adını duyduğum ve İlhan Mansız'ın da başına bela olmasıyla büyük üne de kavuşan menisküs, ne zamandır en büyük korkularımdan biriydi. Tam da bu günlerde o korkuları en şiddetli hissettiğim günleri yaşıyordum. Şimdi sizi de bu hikayeye ortak edeyim.

***

10 Nisan

Sol dizimi tamamen bükemiyorum. Yere dökülen çekirdek kabuklarını  toplarken fark ettim. Sağ dizimde öyle bir sorun yokken sol dizim ağrıyor. Hayırdır inşallah!

18 Nisan

Hakan ile bisiklet turuna gidiyoruz. Dizimde, tamamen bükerken yaşadığım ağrı dışında, herhangi bir sorun yok.

21 Nisan

Film izlrken arkadaşımın "Dizin şişmiş!" demesiyle tadım kaçtı. Herhangi bir ağrı yok, sadece dizim şişik.

22 Nisan

Hastanenin ortopedi bölümü çok kalabalık. Doktorlar nasıl dayanabiliyor bu tempoya? Doktora derdimi adam akıllı dahi anlatamadım. Dizimin röntgenini çektirdi. Biraz inceledikten sonra dizimde sıvı biriktiğini, şırıngayla bunun alınması gerektiğini, eğer tekrar şişerse MR çektirmem gerektiğini söyledi. Dizimden bolca sıvı çıktı. 

27 Nisan

Dizim yine şiştiği için, hastaneye gitmeye karar verdim. 

Bu sefer üniversitenin hastanesine geldim. Bu sefer doktor  üç farklı kan tahlili ve röntgen istedi. "Menisküs'e varır mı bunun sonu?" dediğimde "Ciddi bir şeye benzemiyor, yarın gel tahlillerine bakalım." dedi. İlk gittiğim hastanede dizimden alınan sıvının tahlile gönderilmesi gerekiyormuş. (Çöpe gitti ya la caanım sıvı!). Yarın tekrar gideceğim.

30 Nisan

Doktor şişliğin ciddi bir sorundan kaynaklanmadığını söyledi. Reparil Gel-N yazıp yolladı.

3 Mayıs

Şişmiş diz normale dönmeye başladı. 15 km uzaktaki Cip göletine gittim. Herhangi bir ağrı olmadı. Menisküs korkusu büyük oranda geçti.

Cip göletinde (Soldan sağa: Ziya, Tolga, Felemez, ben)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder