8 Aralık 2015 Salı

Doğa sporlarında herkesin bilgili olması hakkında

"Asıl ton gitarda değil, parmaklardadır."


Acemi paraşütçü kanadına yaklaştı. Ona bir güvercine dokunurmuşçasına nazikçe dokundu. Az sonra onun sayesinde gökyüzünde süzülecek, belki de teorik derslerde öğrendiği termikleri kullanarak ıssız bozkırların üstünde süzülen şahinler gibi yükselerek paraşütle uçmanın verdiği zevkin doruklarına ulaşacaktı. Dizlerinin titrediğini arkadaşlarına belli etmeden harnesini kuşandı (kalkış için hazırlanırken hep bir korku sarardı içini; yine öyle olmuştu). "Etraf çok kalabalık!" dedi içinden. Çevresinde en az on-on beş kişi kanatlarını sereceği anı bekliyordu. Onların sabırsız bakışları arasında kanadını harnesine bağladı. Kalkışa hazırdı. İlk defa ters kalkış yapacaktı. Ensesinde rüzgârı hissetti. Hocasına bir bakış attı, onun dudakları arasından çıkmasını beklediği komut gecikmedi:
-Çek!
Kanadı çekti; tam koşacakken harnesinin sağ tarafında boşluk hissetti. O sırada tanımadığı bir ses:
-Koş, hızlı koş, dedi.
Koşmakla koşmamak arasında kaldı. Ne yapmalıydı? Cevabı başka bir ses verdi:
-Sol freni çek!
Kafası karıştı, sağ freni çekse olmaz mıydı?
-Frenleri bırak!
Üç saniyeye sıkışan üç emir! Her biri farklı birinden! Canı sıkıldı; bu uçuştan hayır gelmezdi artık. Frenlere asıldı, kanat arkaya devrildi. Kaskını çıkardı, hocasına döndü; bağırarak sordu:
-Hocam, Allah aşkına, kim bu .bneler!?

Kalkış hazırlığı...

***

Herkes ne kadar da bilgili

Her gün, onlarca şehirde birkaçlarca insan doğa sporlarına merak salıyor. Kiminin ilgisini kaya tırmanışı, kiminin ilgisini rüzgâr sörfü, kimininse yamaç paraşütü çekiyor. Yalnız yapay duvara ilk adımlarında veya harnesi ilk kuşandıklarında ilk fark ettikleri şey heveslerini kırmaya yetiyor: Çevrelerindeki herkes bu sporu ve bu sporda kullanılan malzemeleri ve bu malzemelerin markalarını ve bu markaların bütün modellerini ve bu modellerin hangisinin iyi, hangisin kötü olduğunu adları gibi biliyorlar. Acemi sporcu adayımızın gözünü korkutmaya yetiyor bu kadarı. "Sadece kullandığım malzemeyi iyi tanısam yetmez mi?" düşüncesi aklına gelmiyor bile. Yapay duvara adımını atmadan bütün malzemeleri öğrenmek, harnesi kuşanmadan onlarca kanat markasının her seviye kanadı hakkında fikir sahibi olmak öyle büyüyor ki gözünde; hafta sonları rahatlamak maksadıyla yapmayı planladığı aktivite, sınava hazırlanan lise talebesi gibi oturup ders çalışmasını gerektirecek bir yüke dönüşüyor (Abartıyorsunuz efendim. Hayır, ben bunu birkaç kere tecrübe ettim güzel karşim). İyi ama, bu durumun önüne nasıl geçeceğiz?

Ben bilirkişiniz, sıradaki soruyu alayım!

Sarı kürekli elemanın çatalı mı görünüyor? Neyse, konumuz bu değil.

Yüzyıllar evvel, yamaç paraşütüne merak saldığımda benim seviyemdeki herkesin -normal olarak- benimle aynı dili konuşacağını, kulaktan dolma bilgilere değil, ya o bilgilerin onlara yıllar boyunca edindiği tecrübelerle ulaşanlardan veya İnternet'teki sağlam kaynaklardan edinileceğini tahmin ediyordum. Günler geçtikçe işin öyle olmadığını anlamıştım: Acemiler, yamaç paraşütü jargonuna çabucak ısınmış, take-off'lar, landing'ler, rotor'lar birbirine girmiş, tam manasıyla bir bilgi çöplüğü oluşmuş, bunun içinden yenilebilecek taneleri ayıklamak gittikçe zorlaşmıştı. Haa, dedim, o zaman inek gibi her duyduğuna inanmayacaksın; bilgiliyi bilgisizden ayırmayı bileceksin. 

Söylemesi kolay, yap da görelim!

Yalancıktan tecrübeleri dinlemesi güzeldi. Herkes her kanatla uçmuş, hangisinin hareketli, hangisinin poşet, hangisinin ideal olduğunu, o kanatlarla uçmamışlardan dinlemek tatlı bir keyif veriyordu. Zamanla bileni bilmeyenden ayırabilecek kadar tecrübe edindim. Soruları soracağım kişiler belliydi. Bundan sonrası yalnızca "biliyormuş gibi yapanlar" ile malzeme geyikleri yapmaktı. 

Eee, niye söyledin bunu şimdi?

Ey acemi! Bu sözler sana! Biliyorsun ki okumayı pek sevmeyen bir milletin mensuplarıyız. Bu her konuda olduğu gibi doğa sporlarında da böyle maalesef. Kulaktan dolma bilgiler her zaman okuduklarından daha muteber. O zaman ne yapacaksın?
-Her "çok konuşan" adamı bilgili sanmayacaksın!
-Bilgiyi asıl kaynağından öğrenecek, her duyduğuna itibar etmeyeceksin!
-Az biraz pişince hemen "Ben oldum!" demeyeceksin. (Bizim burada bisiklet hakkında atıp tuttuğumuza bakma. Yanlış bir şey yazsak dahi bunu hemen hemen herkes kolaylıkla fark eder.).
-Olduğunu sandığın anda senden daha acemilere iş öğretmeye kalkmayacaksın.
-Eğer böyle bir halt ettiysen kanına girip de kaza yaptırdığın adamın -eğer ölmemişse- hastane masraflarını karşılayacaksın.

Yanaklarından öper, bu tehlikeli sporları bilincli bir şekilde yapmanı dilerim güzel karşim. Sağlıcakla kal.

1 yorum: