8 Şubat 2016 Pazartesi

Tiagrayı Viagra Zannediyordu

- Ağbi Tiagra daha hafif, dedi.
- Eee, sen ağırsın, dedim.

Sohbeti bitirmek istiyordum. Donanımsal kaygılarım yoktu sonuçta. Beni manasız dertlerine ortak ettiği yetmiyormuş gibi, bir de her sözünü onaylamamı bekliyordu. 

- Alacağım bu seti ağbi, dedi. Vites geçişleri daha seri. Performansım artacak böylece.
- Al, dedim, faturasını da kestirmeyi unutma.

Bitmiyordu. Sağlı sollu ataklarla, alan daraltıp, beni bunaltıp bastırıyordu.

- Sora var benimkinde ağbi, dedi (ve susmak bilmiyordu).
- İyi, dedim, sora sora Bağdat bulunur. Hem orada daha ucuz olur bu parçalar, kaçak maçak, idare edersin.

Fotoğraf bana, kamyon başkasına ait.
Bardaktaki çayım soğumuştu. "Sıkıldım lan, gidiyorum." demişti güzelim juller, kaloriler, bir bardak çayı bir derece ısıtmak için gerekli enerjiler. Haksız da değillerdi, ne zaman bisiklet parçalarından söz açılsa ben de onlar gibi usul usul topuklamak istiyordum ortamdan.

- Maşayı da karbonla değiştireceğim, dedi.
- Değiştir, dedim, güzel olur.

Cebinden tuşları olmayan bir telefon çıkarıp "tıp tıp" kurcalamaya başladı. Galiba kurtulmuştum.

- Neyse, dedim, görüşürüz.
- Görüşürüz ağbi, dedi, yardımların için sağol.

Kendimi kantinden dışarı attım. Çayım soğumuştu. Tekrar içeri girdim, meyveli topkek ve çay almak için çay kazanına yöneldiydim ki yanımda belirdi. 

- Ağbi, dedi, şu fiyat iyi mi Tiagra için?

Gözlerim tuşsuz telefonun ekranındaki eciş bücüş İnternet sitesinde fiyata benzer bir şeyler aradı. 

- Haa, dedim, müthiş fiyat, kaçırma böylesi bi' fırsatı.
- Tamam, dedi, siparişi veriyorum hemen.

Ben çay ve topkek için sırtımı ona dönecektim ki, ezelden beridir dokunmatik olan omzumda parmakları "tıp tıp" etti.

- Ağbi, dedi, param yok, bir çay fişeklesene bana da.
- Tamam, dedim.

Kantinden çıktım; çayımı, birazını da üstüme damlatarak, topkekle birlikte bir güzel gömdüm. Topkek yıllardır aynıydı. Çay da öyle. Değişmesi gerekmeyen şeyler çogzeldi.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Bizim Ekipte Çok Yetkili Bir Abi Var



Yetkili bir abi kimdir? Yukarıdakilerden biri mi?

Yetkili bir abi 00:47'deki kar maskeli polis abimizdir bence...




Sizler de bulunduğunuz ortamlarda şu muhabbete illaki kulak misafiri olmuşsunuzdur;
"Oğlum *.............. ekibi deyip geçme, bizim ekipte doktorlar mühendisler, falanca şirketin genel müdürü bile var."

(* buraya herhangi bir sosyal topluluk gayesini yazabilirsiniz, örneğin; bisiklet, kano, motosiklet, kayak, paraşüt)

Doğa sporlarıyla içli dışlı olmam, ortaokul yıllarımda yaptığım dağcılık sporuna dayanmaktadır. İşin aslı o ekibim haricinde hemen hemen her ekipte bu lüzumsuz muhabbete tanık oldum ve sonuna kadar irite oldum...

Bu tarz grupların; genelde ana gayeden çıkıp sosyal statü egolarının şişirildiği ve bununla gurur duyulduğu bir topluluk olması maalesef kaçınılmaz son oluyor.

Yolda karşılaştığınız kişiler de genelde sizi mesleğinizle tartarlar; "Nereden gelip nereye gidiyorsun?" sorusundan hemen sonraki soru "Ne iş yapıyon sen?" olur genelde. Bu tarz durumlarda ülkemizin efsane turcularından Yusuf Kargınoğlu'ndan öğrendiğim şeyi uyguluyorum; YALAN SÖYLÜYORUM :) Sosyal statüm tartılıp ona göre muamele göreceksem üst düzey bir yönetici, cevabım neticesinde gasp edilebilme olasılığım varsa züğürt bir öğrenci olabiliyorum...

Evet maalesef yaptığınız iş, kazandığınız para sizden başka herkes için çok kıymetli...

Aynı muhabbetin gidişi şu şekilde olsa daha da güzel olmaz mı?
"Oğlum *.............. ekibi deyip geçme, bizim ekipte çok garip adamlar var, sürekli yeni bir şeyler öğreniyorum yeminlen."

Bu konuya örnek vermem gerekirse, ismini izinsiz kullanacağımdan ötürü hafiften telaş yaptığım sevgili Ağabeyim Muhammet GÖKTAŞ, kendisi felsefi açıdan çok değişik bakış açısı olan birisi mesela. Hayata tatbik ettiği düşünceleri gayet izole. Bazen yaşam biçimi olarak beni çok şaşırtsa da aslında hep hayalinde kurduğu hayatı mesleğine rağmen geri planda sürdürüyor. Kendisi Hakim ama öyle sizin bildiğiniz klasik hakimlerden değil; tanışmanız gerek, isterseniz ben de iletişim bilgileri var eğer iyi bir çocuk olursanız evine gidip çay bile içebilirsiniz. Yeni mesleğiyle de o engeller de kalkmış gözüküyor, yeni hayatında ona mutlu günler diliyorum... (Dikkat ettiyseniz abimiz bir hakim onu kullanarak şu işlerinizi halledebilirsiniz amcaoğlunuzu adliyeye katip olarak aldırabilirsiniz demedim ne dedim? Adam hakim ama değişik dünya görüşü onu tanışmaya değer kılıyor yani hakim olması değil, anladınız siz...)

Bir diğer kişi de bu dünyada tanıdığıma birinci derece aile  mensuplarından sonra sanırım en çok mutlu olduğum kişi Veysel AYDIN... Kendisine, atomu parçalayamazsın deyip arkanızı dönün ve kaçabildiğiniz kadar uzağa kaçın, emin olun Veysel, kendisine uranyum çekirdekli bir ateşleyici üretip 235U atomunu parça pinçik edip eğer kalırsa dükkanın deposuna kaldırıp koyacaktır. Adamın çok değişik bir kafa yapısı var, o da tabii ki anlatılmaz tanışılmalı, onun da iletişim bilgileri mevcut, üstelik iyi bir çocuk olmaya da gerek yok , istediğiniz zaman dükkanına gidip çay içebilirsiniz...Kendisi züccaciye ürünlerini boyayan bir zanaatkar, ama bakın evin bardaklarını toplayın gidin hepsini boyatın demiyorum, gidin tanışın bilmediğiniz bir şeyleri o zaten size çaktırmadan öğretecektir diyorum...

Sonuç olarak meslekleriniz, bir başkasının mesleği sizin için bu kadar önemli olmasın yahu! Ekibinizdeki kendini beğenmiş bir yetkili abinin olmasındansa, yetkisini ön planda tutmadan anlatabileceğiniz güzel abilerinizden bahsedin bana n'olur!


Ali Gökhan ALPTEKİN 

Şubat, 2016