5 Nisan 2016 Salı

Amatör Eğlencesi II: Yol gösterecek kitabı da bulduk, ne âlâ

Kameramız var, bir iki tane de lens, ses kayıt cihazı, yaka mikrofonu, üçayak, omuz desteği, kendin-yap steadicam, yansıtıcı... İyi ama, bunları nasıl kullanacağız? 

Kamera aldığımda (yıl 2015, mevsimlerden kış) her şey tamam sanmıştım. Kargo geldi, kutuyu açtım, içindekileri çıkarıp karşıma koydum. Pekâlâ, bunları nasıl kullanacaktım? Uzun süre yeni yetme YouTube kanallarında gezdim. Tamam, bilgi vardı, ancak o kadar dağınıktı ki, ışıklandırma ile ilgili bir video seyrettikten sonra zank diye prime lensleri kıyaslayan bir videoya geçiyordum (hâlâ aynı sorunu yaşıyorum, bu yüzden YouTube'de kaybolmayı bırakıp Vimeo'da uzman ellerden çıkmış videoları izleyip yorumlama yolunu seçiyorum). En iyisi derli toplu bir kitap edinmekti.

Beleş e-kitaplar, daha çok karmaşa

Burada bir örneği var. Aynı sitede onlarcasını bulmak mümkün. Film/video yapımıyla ilgili 100 tane, 400 sayfalık kitabı A4 boyutunda kâğıda bastırıp uç uca eklerseniz 11,88 kilometre yol yapıyor. Yine aynı A4 boyutundaki kâğıdı 3 dakikada okuduğumuzu varsayarsak, bu da video yapımı yolunda 0,00594 km/saat hızla ilerlediğimiz anlamına gelecek.
Beleş kitaplarla da olacak gibi değildi. Hem dilleri de İngilizce olduğundan, hızım daha da düşecekti. En iyisi Türkçe kaynakları araştırmalıydım. "Eeh be birader, kendi dilindeki kaynakları araştırmak şimdi mi geldi aklına!" diyebilirsiniz. Bu sonuca varmam için o kadar hız-zaman hesabı yapmam gereksizdi; ancak İngilizce -ve beleş- kaynakların yeterince verimli olmadığını size bir şekilde kanıtlamam gerekiyordu.

Çok fazla seçenek yoktu

Elinde DSLR kamerasıyla yolunu kaybetmiş birine rehberlik edecek az sayıda Türkçe yazılmış kitap vardı (çevirileri bu aramanın dışında tutuyorum, Türkçe yazılmış kitaplar daha anlaşılır dilleri dolayısıyla ilk tercih olmalı bence). Yalnızca Türkçe olması yetmiyor, akıcı bir dil, tecrübeli bir yazar, açıklayıcı görseller ve de en önemlisi, güncel bilgileri içermesi gerekiyordu. 

Bütün bu ölçütler, eldeki seçeneği daha da azaltıyordu (iyi de ediyordu). Elde iki kitap kalmıştı: 
- İlker Canikligil'in "Dijital Video ile Sinema"sı
- Editörlüğünü Nazım Ankaralıgil'in yaptığı "DSLR Kameralar ile Kısa Film ve Belgesel Yapımı" adlı kitap.

Dijital Video ile Sinema'yı sonraya bırakıp, ikinci kitabı okumaya başladım (buna, kitap isminin amacımla bire bir uyuşması sebep oldu). Ancak bu kitapta istediğimi bulamadım; bir kişinin değil, bir grubun ürünü olduğu için her bölümün başında "Günümüzde kamera teknolojisi çok acayip gelişmiştir." türü cümleler okumak sıkıcı hâle gelmişti. En iyisi Dijital Video ile Sinema'ya başlamalıydım.

Ama her kitap gibi bu da bitti

Evet, aradığım buydu. Yeri geldiğinde işi geyiğe vuran, yeri geldiğinde ciddi ciddi açıklayan, yeri geldiğinde de tecrübelerden bahseden bir yazarın elinden, yol gösterici bir kitap. 270 sayfada açıklanabilecek her şeyi, olabilecek en iyi şekilde açıklaması, yolunu kaybetmiş bir amatörün ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlıyordu.


Kitabın bir amatör için ne kadar doğru bir seçim olduğunu bir örnekle açıklayayım: Kitabın ortasında bir yerlerdeyken akşam güneşini değerlendirmek için atlayıp Cip göletine gittim. Bir iki saat çeşitli çekimler yaptım. Akşam eve hâlimden memnun şekilde vardım, birkaç sayfa sonraki "şu satırlarla yandım":

"En kötüsü, elde veya omuzda olup raydaymış gibi hareket eden kameradır."
Evet, tam olarak bunu denemiştim. Bu hem benim amatörlüğümü, hem de İlker Canikligil'in bir amatörle aynı dili konuştuğunu gösteriyordu.

Sonuç: Okuyun bu kitabı pis amatörler.


İlker Canikligil'in blogu: http://www.ilkercanikligil.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder