19 Ekim 2017 Perşembe

Soundcloud'da ilk yayın

İlk kaydımız yayında. Elazığ'da olan-biteni özetlemeye çalıştım.


2 Ekim 2017 Pazartesi

Ne hafta sonuydu ama!

30 Eylül-1 Ekim 2017 tarihlerinde Ölbe vadisinde ben ve 3 arkadaşım, gezip tozduk.

Bakalım, 2 hafta içinde içinde, çektiğimiz videolardan bir şeyler çıkarabiliriz.

29 Eylül 2017 Cuma

Heyecan verici işler

Başlıyoruz. Ne zamandır bunu bekliyordum. Bu notu buraya iliştireyim ki başlangıcı belli olsun.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Kendime öğütler

Yaz oğlum:

1- Elindeki ekipmanın kıymetini bil.
2- "Ya şu lens de olsa neler çekerim." deme. Bir şey çektiğin yok hâlâ. Olay lenste değil, sende.
3- Çekimleri tamamlayıp kurgu kısmına başlamadan, yakında belgesel hazır, deme. Bak, "2015'te karşınızda!" dediğin belgeseli bile tamamlayamadın daha.
4- Yaz bitmeden çık bir şeyler çek.
5- Bir de, arama şu Gökhan mıdır, nedir. Herif telefonu açmıyor, bir de üstüne "Aradı, açmadım." diye övünüyor. Onunla konuşmaya ayıracağın vakti daha hayırlı işlere harca.

Bu kadar.

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Turcu Baba Arıyor...


Dün gece pijamalarımı çekmiş evimdeki beleş yayın kanallarından TRT Belgeselde, helikopterle sığır çobanlığını anlatan "Avustralya Kovboyu" isimli belgeseli seyrediyordum.

Turcu Baba aradı; 

Telefonu elime aldım, 

sesi yüksek olduğu için tuş kilidine bastım, 

sesi kesildi ancak arama devam etti, 

vazgeçene kadar bekledim, 

31 saniye boyunca çaldı,

Bitti.

Telefonu kenara bıraktım, sığır çobanını seyretmeye devam ettim...


Ali Gökhan ALPTEKİN
Ağustos, 2017

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Market bisikleti alınır mı?


Son günlerde, neredeyse bütün marketlerin haftalık tanıtım bültenlerinde bir bisiklete rastlamak mümkün. 300 lira sınırının altındaki bu bisikletler, genelde uzun süredir bisiklet kullanmamış ve ulaşımını bisikletle sağlamak isteyen yetişkinler tarafından tercih ediliyor (Kaynak: Abimin dükkanda monte ettiği bisikletlerle ilgili rapor, Temmuz 2017).

Bu tür kullanıcıların bisiklet seçimini daha doğru yapması için bu yazı faydalı olabilir. Belki bütçelerini biraz daha arttırıp daha iyi bir bisiklet almayı düşünebilirler.

2 Haziran 2017 Cuma

Geyik Muhabbeti (Podcast) deryasına dalıyoruz

Şimdilik Souncloud isimli sitede Turcubaba takma ismiyle bir hesap açtık. Olay bundan ibaret. İlk kaydı paylaşabilirsek ikincisi de gelir.

Sevgiyle kalın.


1 Haziran 2017 Perşembe

Yüce Dağ Başında Kayak Merkezi

Bu, Hazarbaba Kayak Merkezi'ne tırmanırken yaktığım türkünün ilk dizesi. Yaz mevsimini bu tür yol bisikleti antrenmanlarıyla geçirmeyi planlıyoruz abimle. Ve tabii ki Elazığ'daki yol bisikletçisi arkadaşlarımla. Planladığımız rotaların belki de en güzeli Elazığ-Sivrice-Kayak Merkezi rotası. Pazartesi sabahı erkenden kalkıp sürdük. Güney Çevre Yolu'ndan Bingöl yol ayrımına süratle inip, Uluova'nın bitmek bilmeyen düzlüğünü sabırla aşıp, Kinederiç rampasını da geride bıraktığınızda hem göl, hem de dağ size hoşgeldin deyince rotanın en tatlı kısmı başlıyor (bu biraz da Eti Cin'in evvela çerçevesini yiyip en sona jöleli kısmını bırakmak gibi). Yalnızca bu kadar mı? Mevsimine göre akasya, iğde ve ıhlamur ağaçlarının, hanımelilerin mis gibi kokularını sabahın beşinde içinize çekmek... (bunu tarif edemediğimden cümle üç noktayla sonlandı)

Pazartesi sabahı abimle rotamız böyleydi. Saat 4'te yola çıkıp, en geç 9'da Elazığ'da olmayı planlıyorduk. Planımız, lastiklerimizin 3 kere patlaması nedeniyle tahmin ettiğimizden daha fazla esnedi. Sonunda Sami abinin yol yardımıyla abim dükkana, ben de işime dönebildik.

Yolda bir de bisikletçiyle karşılaştık. Biz abimle havalimanı kavşağında, yol kenarındaki koruge boruların üstüne yayılmış Sami abinin gelip bizi toparlamasını beklerken, yeşil bir tur bisikleti, ön ve arkada dev gibi heybeler ve bisikleti kullanan dev gibi bir beyefendi önümüzden süzülüp geçiyordu. Her zaman olur ya, bisikletçi görenler yabancı onu zannedip "Hello!" diye seslenir, bu sefer de ben heves edip şansımı deneyeyim dedim, riski göze alıp, merhaba yerine "Hello!" diye seslendim. "Merhaba!" diye karşılık alınca, haa ulan, dedim, demek ki bisikletçi gördüğünde hello demeyeceksin.

Sonra bisikletli beyefendi uzaklaştı, bir ticari taksideki Sami abi ufukta göründü. İçimizi bir huzur kapladı ve dükkana/işe dönebildik.

Sonra ne mi oldu? Ertesi gün, abimin dükkanı temizlemesine yardım ederken, ufukta, Elazığlı olmadığı her hâlinden belli olan biri göründü. Gözlüğünü çıkardı, tabelaya baktı, dükkana girdi, selamlaşmanın ardından anladık ki o, dün selam verdiğimiz bisikletçi, biz de ona selam veren bisikletçileriz. Sonra kısa bir süre sonra yine anladık ki o, benim de çoğu zaman yolumun düştüğü bisikletle.net'in sahibi ve yazarı Mustafa Dorsay. Ve sonra bir kez daha anladık ki, Mustafa Bey, yıllardır dergilerde, gazetelerde, yer yerlerde gördüğümüz iştah açıcı yemek fotoğraflarının çoğunun sahibi, sahibi olmasa dahi yıllarca ardından gelenlere yol göstermiş bir fotoğrafçı.


Bak işte, Dünya küçük. Elazığ daha da küçük.

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Elazığ'da doğa sporları kimin tekelinde?

Elazığ'da garip şeyler oluyor (yerel gazetede köşe yazarı gibi bir giriş yaptım). Bu garabeti çoğu kimse bilmiyor. Arka planda olanlar (burada araştırmacı gazeteci pozu veriyorum), 4 yıldır bu şehirde yaşayıp da birçok doğa sporuna vakit ayırmış ve neredeyse her spor dalından birçok dost edinmiş biri olarak beni rahatsız ediyor. Ve bunu dile getirmek için en uygun yer burası. Bu yazı burada dursun ki Elazığ'da doğa sporları tarihi yazılacak olursa faydalanılacak bir kaynak olarak kenarda bulunsun.

***

13-14 Mayıs 2017 tarihinde, Elazığ'ın Sivrice ilçesinde birçok sporcu ve yüzlerce izleyicinin katıldığı, finalinde ise Koray Avcı'nın sahne aldığı 4.Uluslararası Sivrice Yamaç Paraşütü ve Bisiklet Yarışı Festivali düzenlendi. Festivalde yamaç paraşütü uçuşları, bisiklet yarışları ve vakit geçirilecek birçok etkinlik yapıldı. Ben festivale katılmadım. Hiçbir paraşütçü arkadaşım da festivalde yer almadı. 

Daha önce düzenlenen 3 festivalde ben ve arkadaşlarım bir şekilde yer almıştık, yeri geldiğinde festival düzenleme ekibinde, yeri geldiğinde yarışmacı olarak, yeri geldiğinde tandem pilotu olarak. (Örneğin ilk festivalde tandem (yolculu yamaç paraşütü) uçuşlarını sıraya koyan, uçmak isteyenlerin ısrarlarına sabırla katlanan kişi, müthiş yazılımcı Sefa idi.) Ancak bu sene paraşütçü arkadaşlarımın festivale katılmamak için geçerli sebepleri vardı ve onların orada olmaması, benim için de orada olmamak demekti.

Festivali düzenleyen Genç Elazığlılar Derneği (GELDER) ile Elazığ'ın yamaç paraşütü pilotlarını bünyesinde bulunduran Elazığ Sportif Havacılık Kulübü (ESHAK) (1) arasında yaşanan sürtüşmeler, öyle bir boyuta ulaşmıştı ki, ESHAK, festivale katılmama kararı almıştı. Bunu müteakip, her sene festivale büyük bir katılım gerçekleştiren AHAS (Adana Sportif Havacılık Kulübü) ve Malatya Sportif Havacılık Kulübü, ESHAK'a destek festivale katılmayacaklarını açıkladılar.

Pekala sebep ne?


Bunun sebebini adı geçen derneğin başkanı Fuad Ülger'den dinlemek için aşağıda bağlantısı bulunan videoda, 16. dakikanın ortalarından itibaren izleyebilirsiniz.


Eğer videoyu görüntüleyemiyorsanız aşağıdaki seçeneği kullanabilirsiniz (video herkese açık olarak paylaşıldığı için yedeklemekte sakınca görmüyorum).


Eğer video izlemek istemiyorsanız, bahsettiğim kısmı aşağıda okuyabilirsiniz:

"Paraşüt ücreti ne kadardı? Paraşüt ücreti arkadaşlar, normal şartlarda biliyorsunuz batı illerinde paraşütler 200-250 liradan başlıyor. Biz paraşütçü arkadaşlarımızla, şunu da tekrar belirtmek istiyorum, paraşütçü arkadaşlarımız Elazığ'dan değiller arkadaşlar. Elazığ paraşüt... İsmi neydi? (kameranın görüş açısının dışından gelen ses) Elazığ Sportif Havacılık. Elazığ Sportif Havacılık Kulübü, etkinliğimize katılmama kararı aldılar. Nedenini de şu olarak belirttiler: "Biz böyle bir reklama ihtiyaç duymuyoruz. Elazığ'ın ve Sivrice'nin böyle bir reklama ihtiyacı yok, biz sadece derneğimizin menfaatlerini düşünüyoruz ve bize bir paraşüt almanızı istiyoruz." dediler. Biz de hiçbir şartta paraşüt alınmayacağını, çünkü bizim bir dernek olduğumuzu, biz tamamen Elazığ'ın menfaatine çalıştığımızı, eğer siz de Elazığ menfaati için çalışıyorsanız bizim yanımızda yer almanız gerekiyor, dediğimizi diyerek, belirterek arkadaşlarımızla yollarımızı ayırdık.Ondan sonra da duyduğumuz duyumlara göre, aldığımız duyumlara göre, artık Hazarbaba dağından Elazığ Sportif Havacılık Kulübü, uçuşlar gerçekleştirmeyeceklerini belirtiyorlar. Buradan şöyle seslenelim, yani, Elazığ'da bundan sonra yamaç paraşütü yapmak isteyen arkadaşlarımız Malatya'ya, Diyarbakır'a veya Adıyaman'a gidip yamaç paraşütü yapabilirler. (kameranın görüş açısının dışından gelen ses) Atlas Sportif Havacılık var, Diyarbakır'da. Diyarbakır'da Atlas Sportif Havacılık Kulübü var, onlar Hazarbaba'yı, evet, kullanıyorlar, onlarla bağlantıya geçip, Atlas Havacılık'la bağlantıya geçip yapabilirsiniz."

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Aydıncık'tan Körpe'ye: Kısa yazı, bol fotoğraf

Bu rotada sürecekler için:

Elazığ şehir merkezinden Gülmez tepesine olan yokuş, bu rotanın en zorlu kısmı. Eğer Aydıncık köyünden geri dönüp Pertek yolunu takip etmek isterseniz, bitmek bilmeyen bir yokuş sizi bekliyor olacak. Bu yüzden, bizim sürdüğümüz Aydıncık-Çatalharman-Altınkuşak-Körpe-Şahinkaya-Elazığ rotasını tavsiye ederim. 
Yol durumu: İyi, çoğu yerde soğuk kaplama. 
Ya köpekler? Var tabii, temkinli olmakta fayda var. 
Rota ne kadar uzun? Yaklaşık 60 km. Elazığ'dan Gülmez tepesine bir tırmanış var (yaklaşık 6 km). Bir de Körpe köyünün içinde 2 kilometrelik bir yokuş var. Kalan kısımlar zorlu değil.

***

Son beş hafta sonu, bilmediğim köylere bisiklet turu yapmakla geçti. Ne zamandır böyle bir tempoda bisiklet sürmemiştim, özlemişim. Bu hafta sonu da, her turda beraber sürdüğümüz Sami abi, Murat ve Atakan dörtlüsü olarak yoldaydık (aslında bu dörtlü, kendini hiç yormadan, bir Hüseynik kıraathanesinde okey de oynayabilirdi ya, bundan keyif almıyorlarsa demek).

Buluşma yerimiz yine aynı: Kültür Park. Bu sefer 40 dakikalık bir gecikmeyle yoldayız (Murat hakkında bir önceki hafta aldığımız "5 etkinlik içinde herhangi bir gecikmeye sebep olmazsa cezası düşer" kararımız, Murat'ın tekrar geç kalmasıyla geçersiz kalıyor) Murat iyi bir cezayı hak etti artık.


Son 5 turun dördünde, Gülmez tepesine tırmanmışız. Ben ki senede 3-4 defa çıktığım tepeye her hafta sonu çıkar olmuşum, demek ki benim dışımda bir sebep var (belki de göklerden gelen bir karar var). Sami abi ve Murat'ın, bu bisiklet turlarının sürekliliğindeki payı büyük. Normalde evlenen arkadaşlarım bisikleti bir kenara bırakır, hatta yengemiz biraz daha cevval ise bisikletini satar, kaskını eldivenini kireç kuyusuna atar, bizimle tüm ilişkisini keser (bu durum şükür ki çok sık yaşanmaz). Ama Sami abiyle Murat, evli olmalarına rağmen benden daha istekliler (adamlara bak da utan Yusuf, utan!).


11 Mayıs 2017 Perşembe

Dedeyolu diye bir köy

Bu rotada sürecekler için:

Yol nasıl? Kinederiş rampasını tırmanmaktan sıkıldıysanız veya dağ yollarını seviyorsanız bu rota size göre. Tabii ki dağ bisikletiyle yola çıkmak kaydıyla. Kinederiç rampasının başında Uluova'ya döndüğünüzde 3-4 km boyunca soğuk kaplama yolda sürüyorsunuz. Ardından toprak yol başlıyor ve Gözeli yol ayrımına kadar devam ediyor. Sivrice'ye Dedeyolu ve Alıncık köylerinden geçerek, yaklaşık 45 kilometre sürüş sonrasında varmak mümkün. Arada Dedeyolu Göleti'nin kenarında piknik de yapabilirsiniz.
Köpek var mı? Her köydeki kadar. Bu bölgedeki dağ köylerinde hayvancılık daha yoğun olduğu için serbest dolaşan çoban köpekleriyle karşılaşma ihtimaliniz yüksek. Dikkatli olmakta fayda var.

***

Yine sözleştik, ta çarşamba gününden. Dedik ki, sekiz buçukta Kültür Park'ta buluşalım. Herkes tamam ama birimiz gelmedi, onu bekliyoruz. Kimi? Murat'ı. Yahu nerede bu adam? Ne zaman gelecek? Onu beklerken o kadar konuda konuştuk ki, Moritanya'nın dış politikasına geldiğimizde ancak görünebildi ufukta. Bakalım, önümüzdeki haftalarda keseceğiz cezasını. Şu fotoğraf da onu beklerken çekildi, kanıt olarak dursun.


Geldi ama derdiyle birlikte geldi. Tekeri yine inmiş. Vay babooo. Oturduk tekeri şişirmesini bekliyoruz. Hadi Murat yaa.


Zar zor da olsa on buçukta yola çıkabildik. Bunu ödeyeceksin Murat. Yazdım kenara. Artık sucuk olarak mı olur, baklava olarak mı, bilmem.

Yola çıktık ki o da ne! İmam Efendi Bulvarı'na bisiklet yolu yapmışlar. Hemen test ettik tabii ki. Ben bisiklet yolundan pek anlamam. Konya'da gördüğüm kadarını biliyorum. Bir de bi'ara yönetmeliği okuduydum ama pek aklımda kalmadıydı teferruatı. Murat beğenmedi ama, hemen gördü eksiklikleri.


27 Nisan 2017 Perşembe

Dünyanın Son Günüymüş Gibi: Gülmez Tepesinden Deve Mağarasına

Milletimizin dağlara, tepelere, yerleşim yerlerine isim verme algoritması oldukça eğlenceli, bazen basit, bazen anlaşılmazdır: Uzaktan dağa bakar, koyu renkliyse Karadağ, açık renkliyse Akdağ, ikisinin arasında bir yerlerdeyse Bozdağ, alacalı bulacalıysa Aladağ, giden gelmiyorsa Gidengelmez, zirvesi çok sivriyse İneksığmaz, devesini bağırtıyorsa Devebağırtan, sakalını donduruyorsa Sakaltutan, düzlükteyse Düzyazı. Binlerce örneğini haritalarda görebileceğiniz bu isimlerden bazılarıysa insanı düşündürür, burada kimlerin başına neler geldi acaba, diye. Ölbe Vadisi de bunlardan biri. Yüzyıllarca kervanlara geçit olmuş bu vadi bu sefer de bizi misafir edecekti. 

Cumartesi sabahı kampüste buluştuğumuzda planımızın yarısı kesindi. Kalanını hava şartlarına, yorgun olup olmamamıza göre belirleyecektik. İlk hedefimiz Gülmez tepesiydi. Önceki hafta sonu, kapkara bulutlar bizi kovalarken sürdüğümüz kampüs-Gülmez tepesi rotasını yine sürecek, bu sefer tepeden aşağıya inmeyecek, VOR istasyonunun yolundan Harput'un kuzeyine geçip Anguzu Baba'ya varacaktık. Sonrası Allah kerim.


Kampüsün hemen yukarısında inşaatı devam eden Kuzey Çevre Yolu, tamamlandığında Çaydaçıra mahallesi ile Doğukent'i birbirine bağlayacak (bu cümlenin bir kısmını uydurmuş olabilirim, en azından bunlar gibi iki alakasız yeri birbirine bağlıyordu işte). Bize ise her yol çevre yoluydu.


Rotanın kampüs kısmını kolay geçiyoruz geçmesine de, sıcak hava, etkisini göstermeye başlıyor. Daha yolun başında kendimizi ağaçların gölgesine atıyor, bolca geyik yapıyoruz.


Sizi Murat'la tanıştırmadım daha, değil mi? Murat, Elazığ'da karşılaştığım ilk bisikletçilerden. Dört yılı doldurmuş bir arkadaşlığımız var.